BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Diktatör söylemi ve seçimler

Prof. Dr. Kemal İnat
Facebook
Mısır’da geçen ay sonunda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini hatırlayalım.
Darbeci diktatör Sisi’nin seçimleri kaybedeceğine dair en ufak bir ihtimal var mıydı?
Elbette ki yoktu.
Zira 2013 yılında yaptığı darbeyle binlerce kişiyi öldürerek iktidara gelen Sisi, seçimlerin demokratik şekilde yapılmaması için gerekli bütün tedbirleri almıştı. Sonuçta beklenen oldu ve çok düşük bir seçime katılım oranı ile Sisi’nin oyların yüzde 97’sini alarak yeniden cumhurbaşkanı seçildiği açıklandı.
Diktatörlüklerde zaten hep böyle olur.
Diktatör, “açık oy gizli tasnif” sistemiyle yapılan seçimleri yüzde 90’ın üzerinde oyla kazanır. Saddam Hüseyin böyle kazanırdı, Hafız Esad ve Hüsnü Mübarek böyle kazanırdı…
Sisi ve Beşar Esad da böyle kazanıyor.
Çünkü onlar diktatörler.
Peki, demokrasiyi çok sevdiği ve hep teşvik ettiği iddiasında bulunan Batılı ülkeler Mısır’da Sisi’nin yeniden cumhurbaşkanı seçilmesi karşısında ne yaptılar?
“Böyle seçim mi olur! Demokratik bir şekilde halkın rızasıyla seçilmediğin için senin cumhurbaşkanlığının meşruluğunu kabul etmiyoruz” demiş olabilirler mi?
Tabii ki böyle tepki vermediler.
Beş yıl önce Sisi’nin yaptığı darbeye nasıl karşı çıkmadılarsa, şimdi de onunla iş birliği yapmaya devam edeceklerini gösteren şekilde davrandılar.
Hepsi Sisi’yi tebrik etmek için sıraya girdi.
Amerikan Başkanı Trump, bizzat Sisi’yi arayarak tebrik etti ve ne kadar mutlu olduğunu ifade etti.
Peki, Amerikan Başkanı neden bir diktatörün Mısır’ın başında kalmaya devam etmesinden bu kadar mutlu oluyor?
Çünkü önemli olan Mısır’ın demokratik şekilde değil, Amerikan çıkarlarına zarar vermeyecek birisi tarafından yönetilmesi.
İsrail’in çıkarlarını da unutmayalım.
İsrail’in Gazze’ye karşı uyguladığı insanlık dışı ablukayı sürdürmek konusunda Sisi hem Tel Aviv hem de Washington için çok iyi bir müttefik!
Peki, Sisi’nin bu şekilde demokratik olmayan yollarla iktidarda kalmasını eleştirmeyen Batılı ülkeler, demokratik olduğunda hiçbir kuşku olmadığını çok iyi bildikleri seçimleri kazanarak iktidarda olan Tayyip Erdoğan’a neden bu kadar karşı çıkıyorlar?
24 Haziran seçimleri yaklaşırken Türkiye’deki muhalefeti ve dışarıdaki Erdoğan düşmanlarını saran heyecan, hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimlerini kazanıp Erdoğan’ı iktidardan devirecekleri konusunda ümitli olduklarını gösteriyor.
Seçimler yoluyla devirebileceklerine inandıkları Erdoğan’ı neden diktatör ilan ediyorlar?
Halkın teveccühüyle seçimleri kazanıp Türkiye’yi yöneten bu siyasetçiye karşı yıllardır çok ağır karalama kampanyalarını neden yapıyorlar?
Bu seçimlerde de “diktatör” ve “tek adam” söylemleri üzerinden çok yoğun bir karalama yapacakları ve Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi için her türlü yola başvuracakları belli.
Almanya, Hollanda ve Avusturya’dan gelen ilk açıklamalar bunun işaretlerini veriyor.
Türkiye’deki siyasi havayı ağırlaştıran ve kutuplaşmayı körükleyen de bu tavır zaten.
Bırakmıyorlar ki, Türkiye kendi seçimini kendisi yapsın.
AK Parti iktidarının başından beri hep dışarıdan ve içeriden yürütülen bir toplumsal ve siyasal mühendislik çalışması söz konusu. İlk yıllardaki darbe girişimleri, 27 Nisan Muhtırası, AK Parti’ye karşı kapatma davası, Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri…
Bütün bunlar Türkiye siyasetinin demokratik işleyişine, yani halkın oylarıyla iktidara gelen AK Parti’nin ülkeyi yönetmesine açık müdahalelerdi ve dış aktörlerin bu müdahalelerde payı büyüktü. Batı’da medya ve siyaset dünyasının önemli bir kesiminde söz konusu olan Erdoğan düşmanlığı bu aktörlerin Türkiye siyasetine doğrudan ya da dolaylı müdahalelerine ve bu müdahaleleri yaparken bazı iç aktörlerle iş birliği yapmalarına neden oluyor.
“Biz iktidara talibiz” söylemi yerine “Bizim tek derdimiz Tayyip Erdoğan’ı devirmek” düşüncesiyle hareket eden muhalefetin, halkı ikna etmedeki başarısızlığı, bugüne kadar onu “Erdoğan’ı devirmek için” dışarıdaki aktörlerle iş birliği yapmaya itti.
Dış aktörlerle iş birliği yapması ise muhalefeti doğal olarak, bu dış aktörlerle aynı amaç doğrultusunda iş birliği yapan başka kesimlerle aynı kampa sürüklüyor.
Türkiye’deki siyasal atmosferi asıl zehirleyenler, Türkiye siyasetine ağır müdahalelerde bulunan dış aktörler ile halkın önüne ikna edici bir programla çıkamamasından dolayı demokratik yollarla iktidara gelme şansı zayıf olan ve bu yüzden kendisini bu dış aktörlerle iş birliği yapmak zorunda hisseden muhalefettir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601961 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-kemal-inat/601961.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT