Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Kaza görüntülerine sınır! Karadeniz Sahil Yolu'na ...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Her bayram olduğu gibi maalesef bu bayram da bayramı iple çeken, sevdiklerine kavuşmayı hasretle gözleyen binlerce insanımız bayram namazı yerine cenaze namazı için getirildi camiye. Mekânları cennet olsun.

Çok değerli bir yol arkadaşım, Mustafa Vural’ın kayınbiraderi, kayınbiraderinin eşi ve üç minik yavrusu Trabzon’a giderken Karadeniz Sahil Yolu üzerinde Giresun’da ışıklarda beklerken arkadan gelen ve inşaat demiri yüklü olduğu söylenen tırın duramaması nedeniyle vefat ettiler.

40’lı yaşlarda genç bir çift, 15 yaşında bir kız evlat. 7 yaşında biri down sendromlu ikiz erkek evlatlar. Bayramın birinci günü Trabzon Arsin’de âdeta bir gül bahçesini andıran yepyeni evlerindeler şimdi. Bir de 20 yaşında kız evlatları vardı, o da hastanede. Çok sayıda kırık var bedeninde. Henüz ailesinin durumunu bilmiyor...

Bu acı olaya çok yakından tanık oldum. Telefonun diğer ucundaki Mustafa Vural’ın “biz şimdi nasıl söyleyeceğiz yeğenimize, söyleyince bu kız nasıl tedavi olacak, nasıl iyileşecek” cümleleri hâlâ kulaklarımda. Zira kız kardeşimiz uyanıp uyanıp ailesini soruyor, ne kadar saklayabilirsiniz ki?

Hah, işte tam bu noktada bir garabetle karşılaştı aile. Kaza olduktan birkaç dakika sonra kazanın görüntüleri önce yerel gazetelerin internet siteleri ve sosyal medya hesaplarında, sonra da koca koca haber ajanslarının sayfalarında yer aldı.

Haberi elbette yapabilirler, ancak birçok mecra vefat edenlerin üçü çocuk olmasına rağmen isim soy isim açık şekilde haber yaptı. Yani yıllarca bu isimler internette aratıldığında bu kaza yakınlarının önüne çıkacak.

Kazanın görüntülerinde elbette vefat edenler görünmüyor ama bilseniz ki canınız, ciğeriniz o arabanın içinde, “aman canım ne olacak bu videodan” diyebilir misiniz?

Ben de sosyal medyada bir soru sordum. Haberi yapan muhabir arkadaşlara hitaben: “Bir yakınınız bu arabanın içinde olsaydı bu videoyu bu kadar rahat servis edebilir miydiniz?..”

Bu paylaşıma çok sayıda tepki geldi. Özellikle bazı Avrupa ülkelerinde buna asla müsaade edilmediğini öğrendim.

Bayram sonrası ilk pazartesi günü şu kurumları arayacağım.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Basın İlan Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu...

Bu konuyu bir yolunu bulup gündeme getireceğim.

Peki neler yapılabilir?

  1. Trajik trafik kazalarında kaza ve kaza sonrası görüntülerinin yayınlanması için aile muvaffakatnamesi. TV Programına katılanlar bilirler. Kendi ayaklarınızla bir TV programına konuk olmaya gitseniz bile sizden “benim yüzümü yayınlayabilirsiniz” izni verdiğiniz bir muvaffakatname imzalamanızı isterler. Aynı şey burada da geçerli olmalı. Aileden birinci dereceden bir yakının, eğer birinci derece kimse kalmadıysa ikinci derece bir yakının imzası olmaksızın bu kaza görüntüleri yayınlanamamalıdır. Yayınlayanlar tazminat ödemeyle karşı karşıya kalmalıdır.
  2. Kazalarda kimlik bilgilerinin yayımlanması yasaklanmalı. Trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin isim-soy isim bilgileri, olayın hemen akabinde yayımlanamaz hâle getirilmeli. Kişinin vefatından önce en az 24 saat beklenmesi, yetkili makamlarca aileye bildirim yapılması şart koşulmalı. Ölüm ilanı değil, haber yapıyorsunuz; bunların farkı olmalı.
  3. Çocuk kimliklerinin yayımlanması mutlak yasak kapsamına alınmalı. Haberin içeriğinde çocuk yer alıyorsa, hayatta olsun ya da olmasın, isim-soyisim, yaş ve görsel hiçbir şartta yayımlanamaz. Bu, Avrupa basın hukukunda neredeyse evrensel kabul görmüş bir ilkedir. Türkiye'de de RTÜK bu boşluğu doldurmak zorunda.
  4. Kaza görüntülerinin sosyal medyada anlık yayımına sınırlama getirilmeli. Kaza görüntüsü içeren içerikler, küçük boyutlu yerel mecralar da dâhil, BTK'nın belirlediği bir bildirim prosedürüne tabi tutulmalı. "Haber değeri" gerekçesiyle her şey serbest bırakılamaz.
  5. İçerik kaldırma mekanizması kolaylaştırılmalı. Mağdur aileler şu an hem acılarıyla hem de onlarca platformdaki içeriği teker teker şikâyet etme yüküyle baş başa kalıyor. KVKK bünyesinde "Kaza/Ölüm Haberi Acil İçerik Kaldırma Hattı" kurulmalı; aile başvurusu yeterli olmalı, mahkeme kararı beklenmemeli.
  6. Medya kuruluşlarına "Trajedi Haberciliği Etik Kılavuzu" zorunluluğu getirilmeli. Basın İlan Kurumu'nun ilan verebilmesi için medya kuruluşlarının bu kılavuzu kabul etmesi ve uygulaması şart koşulmalı. Böylece ekonomik bir yaptırım aracı devreye girmiş olur.
  7. "Unutulma Hakkı" uygulamasında kaza haberleri öncelikli kategori sayılmalı. KVKK'nın mevcut düzenlemelerinde "unutulma hakkı" tanımlanmış ancak pratikte işletilemiyor. Kaza mağdurlarına ve yakınlarına bu hakkın hızlı biçimde kullandırılması için ayrı bir prosedür tanımlanmalı.

Bu konuya öncelikle kendi gazetem Türkiye, TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı’nın, sonra da tüm Türk medyasının hassasiyet göstereceğinden ve bu konuda bir ortak mutabakat metni imzalayacaklarından şüphem yok.

Karadeniz Sahil Yolu, bu kaçıncı?

Bir de işin diğer boyutu var. Karadeniz Sahil Yolu üzerinden memleketine giden, seyahat eden insanımızın daha kaç kaza haberlerini alacağız? Karadeniz Sahil Yolu hem o bölgenin âdeta otobanı gibi, hem de aynı zamanda şehrin içi. Buna bir çözüm bulunmalı.

Karadeniz ülkeyi yöneten siyasetçiler çıkarmakla haklı olarak övünen bir bölgemiz. Trabzon-Rize rekabeti var hepimizin malumu. Lobisi bu kadar güçlü bir bölgenin insanlarının birbirinin kopyası kazalarda vefat etmesi ve etmeye de devam etmesi çok üzücü. Bence Karadeniz illeri kaç bakan çıkardıklarıyla değil, insanlarının hayat kalitesini artırmakla övünmeye başlamalı.

Bu konuyu da önümüzdeki günlerde gündeme getireceğim. Haydi Karadeniz! Sen yaparsın bunu.

Ömer Ekinci'nin önceki yazıları...