Matematik; siyaset, diplomasi, istihbarat ve askeriyede ilkelerine gizliden gizliye, ama sık sık başvurulan bir bilimdir. Gelgelelim toplumlar, devletlerinin -özellikle millî güç parametrelerinin hesaplanması söz konusu olduğunda- matematiğin ilkelerinden nasıl yararlandığını pek bilmezler. Millî güç parametreleri; bölgesel savaşlar, istihbarat savaşları ve ekonomik savaşların; hatta dünya savaşı riskinin arttığı günümüzde devletleri ilgilendiren en önemli matematiksel hesaplama araçlarının başında gelir.
İstihbarat mazisi de olan Prof. Dr. Sıddık Yarman ile onun öğrencisi Yrd. Doç. Dr. Naci Ünal’ın, ülkelerin millî güç matematiğini inceleyen önemli bir çalışması vardır. Bu çalışma, millî güç denilen şeyin 8 değişkenle hesaplanması prensibine dayanır. Her 8 değişkenin vektörel etkisi farklıdır, ancak biz 100 bölü 8 ile ortalama vektör olarak 12,5 sayısına erişebiliriz.
İmdi… Gelelim bu parametrelerin sıralamasına… 1. İnsan gücü. 2. Askerî güç. 3. İstihbari güç. 4. Teknolojik güç. 5. Siyasi güç. 6. Psikososyal güç. 7. Ekonomik güç. 8. Coğrafi güç.
“Coğrafya kaderdir” tezini öne sürerek sekizinci değişkeni başa da alabilirsiniz; ama her halükârda vektörlerin hesaplaması ülkelerin millî güç matematiğine dair net rakamlara ulaşmanızı sağlar. Kelimelerle oynanabilir; ama sayılar, üzerinde oynamaya müsait değildir. Matematiksel kesinlik arz ederler çünkü.
Mesela Sıddık Hoca’nın hesabına göre misal Rusya ile Avrupa Birliği hemen hemen aynı güçte. Türkiye ile İran’ın güçleri birleştiğinde ise Rusya’nın gücünün yüzde 100’üne erişiyor. Eğer bu üç ülke; yani Türkiye, Rusya ve İran bir araya gelirse de Amerika Birleşik Devletleri’nin gücünü tartıyor.
DOĞUNUN YÜKSELEN EJDERHASI: ÇİN
Millî güç parametreleri hesabı en çok merak edilen ülkelerden biri, belki de birincisi Çin. Doğu’nun yükselen ejderhası Çin’in gelişimini en erken haber veren kitaplardan biri, 2002’de İrlanda’nın Wicklow kentinde röportaj yaptığım gizli servis uzmanı gazeteci/yazar Gordon Thomas’ın yazdığı The Seeds of Fire (Ateşin Tohumları) adlı kitaptı.
Çin’deki ekonomik büyümeyi başlatan kişi, bir süre ‘de facto’ olarak Çin’in liderliğini yapan Deng Şuping idi. 1997’deki ölümüne kadar Çin’de değişimin öncülüğünü yapan Şuping, stratejisini şu cümleyle özetliyordu:
“Bazı kişiler ve bölgeler önce zenginleşsin, sonunda toplumun tümü zenginleşecektir.”
Çin’in bu hedefe belirli bir ölçüde ulaştığı söylenebilir. Aradan geçen sürede Çin’in özellikle siber sahada, dijital alanda yaptığı yatırımlar, Batı ile arasındaki eski matematiksel uçurumları ortadan kaldırdı.
Dolayısıyla şimdi millî güç parametrelerine bir yenisinin daha eklendiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz: Siber güç… Teknolojik güç parametresi ile bağlantılı, ama ondan ayrı bir değişken… Neticede ‘siber siperler’in listenin dokuzuncu parametresi olarak savaşların gidişatını belirleyen en önemli faktörlerden birine dönüştüğünü teslim etmemiz lazım. Biz de bu alanda iyi durumdaki ülkelerden biriyiz.
YILLARCA DÜNYADAN GİZLENEN BEŞ GÖZ
Batı’da siber güç deyince de benim aklıma hemen ilk anda Five Eyes, yani Beş Göz adlı -varlığından dünya kamuoyunun belki de çoğunun haberinin olmadığı- istihbarat paktı geliyor.
Şu hâliyle Beş Göz; İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve elbette ABD’den oluşuyor. Soğuk Savaş dönemi sonrasında UKUSA Anlaşması’yla kurulmuş bir istihbarat ittifakı bu. Başlarda sadece Sovyetler Birliği’ne karşı faaliyet yürütüyordu. Sonra üye sayısı genişledi, amaçları büyüdü. Şimdi ECHELON adlı dünyanın en büyük dinleme ve gözetleme sistemine sahipler.
Ve en önemlisi, böyle bir paktın var olduğu ancak 2003 yılında ortaya çıktı. İttifakın üyeleri, paktı kendi öz vatandaşlarından bile gizlediler. 1990’ların kült filmi Olağan Şüpheliler’in final sahnesinde ‘Kayser Söze’nin söylediği gibi: “Şeytanın en büyük hilesi, dünyayı var olmadığına inandırmakmış.”
Five Eyes, ‘Dokuz Göz’e çıkarıldığında Danimarka, Fransa, Hollanda ve Norveç de üye statüsünde. 14 Göz’e çıkarıldığında ise Almanya, Belçika, İtalya, İspanya ve İsveç de dâhil oluyor.
BATI’DA BİR İSTİHBARAT SAVAŞI PATLAYABİLİR
Batı dünyasının gözü kulağı olan bu Five Eyes, bir istihbari ‘iris’ evet; ama yakında görme bozukluğu yaşayabilirler. Çünkü ABD Başkanı Donald Trump, buranın da köküne kibrit suyu dökebilir. “Bu ECHELON ocağımıza incir ağacı dikti” deyip dükkânı kapatırsa trilyonlarca dolarlık bilgi hazinesinin faş olma riski doğar. Faş olmak ise istihbarat sistemlerinin en çok korktuğu şeydir. Böyle bir durumda ortalığa devasa bir istihbarat/bilgi hazinesi saçılır.
Trump, iş adamı kafasıyla “Maliyeti çok, işe yarar bilgi az” deyip Beş Göz’ün kapısına kilit vurursa Batı’da enteresan bir istihbarat hesaplaşması başlar. Zira Beş Göz’ün arşivi, devasa bir deniz ve içinde ittifakın suç ortaklığını ele verecek bilgiler de var. Eğer bu gözü kapatırlarsa kendi içlerinde istihbari ifşaat süreçlerine tanık olabiliriz. Dünya kamuoyu da böylesi bir filmi; hırs ve keyif arası bir duyguyla çekirdek çitleyen roman kadınları gibi pürdikkat izler.
İki cümle ile toparlayayım: Millî güç hesaplamasında yeni, ama önemli bir parametre olan siber güç, matematiksel açıdan bütün dengeleri değiştirebilir. Elbette yaklaşık çeyrek asırdır derinden derine gücünü kaybeden ABD liderliğindeki Batı paktının aleyhine...

