BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ulusal belge zayıf kaldı

Avrupa Birliği'ne Katılım Belgesi veya Ulusal Belge biraz hayal kırıklığı uyandırmadı mı? Hayal kırıklığına uğrayan vatandaş değil. Vatandaş, canının derdinde; lira, çek, senet, dolar, mark, borsa... adlı finans dünyasında dönüp duruyor. Deni dünyada ateşten bir çember. Onun için AB fazlaca umurunda değil. Burkuntu geçirenler, onu sunanlar, onunla tırmanışa geçmek isteyenler de olabilir. Şundan dolayı... Bir olay yaşanmışsa onun ertesi günkü medyada inikası merak edilir. Ulusal Belge, siyasetçi ve bürokratları ile iyi takdim edildi. Bir kısım televizyonlar da basın toplantısını naklen verdiler. Buna rağmen yüksek satışlı bazı gazeteler, haberi ya hiç görmediler veya layık olduğu yere koymadılar. Bilmiyoruz... Belgeye mi inanılmıyor. Yoksa... Mesut Yılmaz'a mı tavır konuyor. Bir başka ihtimal: Hükümet mi gözden çıkartıldı? Şu da mümkün. Kemal Derviş'in yanında yer almak maksadıyla zımni bir yıpratma politikası güdülebilir. Bunların tamamı da mümkün, biri yahut birkaçı da. Bir başka söyleyişle böylesine hayati bir dâvâda bile gizli çekişmeler yaşanabiliyor. Türk olduğumuzu isbat yollarından biri. En zorlu savaşlarda en namlı komutanların diğer paşalara yardım yollamadıkları oldu. Sebep cephedeki kumandanın zaferle dönmesi halinde kazanabileceği mevki endişesi. Neyse ki makaleler hadiseyi görmüşlerdi. Manşetlerin olmadığı yerde onlar konuştular. "Haber hür, yorum serbest" prensibi bir kere daha kendini gösterdi. Deyimdeki 'serbest kelimesi bazılarına göre 'kutsal'dır... ama kutsal'ı, mukaddesi olur olmaz yerde harcamamak lazım. Mesela vergi dairelerinin duvarlarına 'vergilendirilmiş kazanç kutsaldır' yazmak ne kadar inandırıcı? Hiç. Sistemin yol kesercesine kanun zoru ile haksız vergi aldığı bir yerde kimse bu söze itibar etmez. Bir kere daha vurgulamak gerekirse; bir zamanlama hatası mı işlendi? Niyetler mi şüpheliydi? Neden mesele bu kadar yankısız kaldı? Yoksa inandırıcı mı bulunmadı? Yeniden devlet kurmak gibi bir şey. Hadise artısı ve eksisi ile böylesine büyükken erken doğum oldu sanki. Önemli bir belge hakkıyla tartışma imkânına kavuşamıyor. Onun hakkıyla tartışılmamasının yükünü ileriki nesiller çeker. Sadece vermek değil hem almak hem vermek. Ölçü bu olmalı. "Ne derseniz kabul" fikri sezilen bir metin tahminlerin fevkinde ziyan verebilir. Bu mesele olsun politika üstü kalmalı. Hakikaten bir milli vesika olmalı.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
102479 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/102479.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT