BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bakkal amca; afedersin...

Bakkal amca, hiper marketlere karşı zaferini okuyunca bilemezsin ne çok sevindik. Bu senin hakkındı. Eğer sözlerinde dururlarsa bundan böyle hiper marketlere -halbuki onların adı süper marketti- teşvik kredisi verilmeyecekmiş. Bu demektir ki o süper marketler, hiper marketlerden senin gibi öz sermayesine dayananlar ayakta kalacak, diğerleri gidecekler.. Haksız rekabette, uzun vadede sen kazandın; tebrik ederiz. Bakkal amca bütün bir cemiyet olarak sana karşı kabahatliyiz. Nankörlük ettik. Affet bizi. Görmemişlik yaptık. Halbuki sen mahallemizin vazgeçilmezlerindendin. Biz seni boşladık, sen bizden vazgeçmedin. Hayatı daha küçücükken seninle tanıdık. Anadolu insanı ticareti de seninle tanıdı. 10 m2 bir dükkân, bir buzdolabı, birkaç raftan ibaret maddi bir varlığın vardı. Ancak sen, mahallenin dayanağı idin. Senden veresiye alışveriş yapılır hesap deftere yazılırdı. Bu hesaplardan bazısı ay sonunda gelir bazısı ya tam gelmez veya hiç gelmezdi. Sen mahallenin sırdaşıydın. Tek tek her komşuyu tanırdın. Kulis senin dükkânındı. Herkesin derdini, varlığını yokluğunu bilirdin. Ekmek, peynir, zeytin, un, şeker en fazla sattıklarındı.. Çocuklarsa leblebi, kaymaklı bisküvi, ay çekirdeğini senden alırlardı. Sonraları buna çikolata ve gofret eklendi. Dulun, yetimin, fakirin teminatı sendin. Dükkânın bir tanışma, buluşma yeriydi. Birçok dostluklar oradaki ilk merhaba ile başlar, bazı sevgiler orada filizlenirdi. Kızmak senden uzaktı. Hemen hepiniz güleryüzlüydünüz. Bereket kelimesi dilinizden eksik olmazdı. Yağlı beyaz kâğıda konmuş beyaz peynir kalıbını veya helvayı veya zeytini kefeli teraziye yerleştirirken mutlaka besmele çeker parayı alırken de muhakkak bereket versin derdiniz. Siz ne güzel insanlardınız bakkal amca... Sabah erkenden kaldırımı dahi sizler sular- süpürürdünüz. Bir gün Türkiye'de bir şeyler oldu. Adına reform dediler. Bazı değişiklikler yaşandı. Yabancı sermaye girdi ülkeye. Adı üstünde işte, yabancı sermaye. Koca koca hangarlar açtılar. Yüz tane bakkal dükkânını içine alacak kadar büyük yerlerdi. Sanki bir matahmış gibi buralara doluştuk. Kartsız almıyorlardı. Araya adamlar koyarak kart tedarik ettik. Yürüyen sepetlerle bir aile hep birlikte raf sokaklarında dolaştık. Malların fiyatları yoktu. Paketlerde yan yana siyah çizgiler vardı. Meğerse bunlar etiketmiş. İsmine de 'barkot' deniyormuş. Sepetleri doldurduktan sonra sıralara girerek kasalara varıyorduk. Kasiyer kızlar, paketleri masalarındaki bir alete tutuyor, onlar 'dıt' edince malı diğer tarafa itiyorlardı. Ne 'bir hoş geldiniz' diyen vardı, ne hatır soran. Biyonik adamlar diyarı gibiydi. Bütün konuşma ekranda çıkan toplam fiyatı söylemekten ibaretti. Kasiyer onu söyledikten sonra paranızı alır üstünü uzatırdı. Hepsi bundan ibaret. Biz sonra o malları arabamıza yükler ve şehrin yolunu tutardık. Sanki bir piknik dönüşündeydik. Bir taraftan da aldıklarımızı sizlere göstermeden nasıl eve taşıyacağımızın hesaplarını yapardık. Suçlu insanlar psikolojisindeydik. Herkes böyle yaptı. Mavi Köşe Bakkaliyesi Bizim Bakkal'dan çocukla, kapıcıyla, pencereden sepet sarkıtarak, yahut iki dakika içinde bizzat alınacaklara günler ayrılıyor, benzin yakılıyor, araba eskitiliyor, saatler harcanıyordu. Sonunda alınanlar aynı şeylerdi. Bundan tabii ki ziyan gördünüz. Önce tabelalarınızı değiştirdiniz. Maviköşe Bakkaliyesi Mini Market oldu. Hayli sarsıldınız. Ancak "herkesin rızkını veren yüce Allah" diyerek kavi bir tevekkül örneği gösterdiniz. Ve sonunda başardınız. Boş veriniz o hiper, süper kelimelerini siz Bizim Bakkalımızsınız. Mahallemiz sizsiz olmaz. Siz, bazen şaşkınlık gösterir en olmayacak yerelere bile dükkan açar oralar Şaşkın Bakkal olur fakat yüzbinler çevrenize yığılır. Bu aynı zamanda ne kadar basiretli olduğunuzu da gösterir. Bakkal amca sizi kutluyoruz. Zaferiniz aynı zamanda diğer esnafın da. Bir mahalle sadece binalarla mahalle olmuyor ki. Mahalle, bakkalı, kasabı, yoğurtçusu, manavı, berberi, elektrikçisi, sıhhi tesisatçısı, ayakkabı tamircisi, terzisi hatta simitçisi, sütçüsü, hatta hatta kaldırımdaki sıra sıra ağaçları ile mahalledir. Sen bunların merkezindeydin. Zaferini bütün bu orta sınıf için, bütün bu esnaf adına kazandın. Süper marketlerde, hiper marketlerde... Para geçiyor, dolar geçiyor, mark geçiyor, kredi kartı geçiyor... Ama selam geçmiyor. Sende selam geçiyor bakkal amca. Sabahları, akşamları selam vererek dükkânına girişimiz yok mu? İşte o her şeye bedel. İnsanla konuşuyor, diyalog kuruyoruz. Selam var olmanın anahtarıdır. Süper marketlerde, hiper marketlerde... tüketim tapınaklarında o anahtar kayboldu. Suskun insanlar, vahşi kapitalizm ve saldıran bir müzik... Sen bütün bunlara karşı zafer kazandın Bakkal Amca... * Çok üzgünüz Değerli arkadaşımız, ağabeyimiz Ahmet Abdülhakim Işık'ı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Ailesine, sevenlerine başsağlığı dileriz. Mekanı Cennet olsun. Bir akran daha ötelere yürüdü...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
103087 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/103087.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT