BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ANAP, Mumcu'ya sahip çıkmalı...

2001 başlarıydı; CRR'de Turizm Bakanlığı'nın bir resepsiyonu vardı. Salona girdiğimizde iğne atılsa yere düşmeyecek bir kalabalıkla karşılaştık. Kadınlı-erkeli davetlilerin siyah giysileri, geceye daha bir koyuluk katmıştı. Kokteyl devam ediyordu; Turizm Bakanı Erkan Mumcu, bizi görünce sıcak bir ilgiyle yaklaşıp kucakladı ve "size minnettarım" dedi. Şaşırmıştık; sonra ilave etti "hep de öyle olacağım; ne zaman başım dara düşse o sözlerinizi hatırlayarak ferahlıyor ve kendime geliyorum." Asıl şaşırmamızsa bu sözlerden sonraki hareketi oldu. Eliyle o ultra sosyeteyi "toplanın" anlamında yanına çağırdı. Bize sarılarak kalabalığa hitap etti. "Ben, Rahîm Beye minnettarım dedi, ne zaman zorda kalsam O'nun bir sözünü hatırlayıp kendi küllerinden dirilen efsanedeki kuş gibi oluyorum." Sonra başladı hatırayı nakletmeye. Mesele şuydu. Hannofer 2000 Fuarı'nda Türk pavyonunun açılışına iştirak etmiştik. O gün öğlende bakanımız bir yemek verdi. Yemeği yediğimiz yer bir Alman lokantasıydı. Fakat Türk yemekleri ikram edilmekteydi. Biraz sonra Bakan masamızdan ayrıldı. Kendisiyle görüşmek isteyenler varmış. Kısa süre sonra karşımızdaki yerine dönmüştü. Ancak, sinirli ve fevkalade üzgündü. Meğerse bazı Türkler kendisine Türk lokantaları dururken neden Alman lokantasında davet verdiniz diye çıkışmışlar. "Lokanta rezervasyonu Bakan işi midir?" diye dertleniyordu. Bakan Mumcu'yu teselli etmemiz lazımdı. Bu aynı zamanda bizim borcumuzdu. Şundan dolayı. Gelirken uçakta yolcuları tek tek ziyaret ederek "hoş geldiniz" diyordu. Bizim koltuğa yaklaşınca kartımızı uzattık; "lüzum var mı, dedi, sizi tanıyoruz; biz, sizi okuyarak büyüdük." Bu sözün mükellefiyeti olmalıydı. Şu değişmez doğruyu naklettik: "Sayın Bakan. Siz şu ân bir yemek vererek insanların doymasına vesile oluyorsunuz. Bu gibi hallerde dâvet sahibinin kalbinin incinmesi, dâvetin indi ilâhide kabulüne işarettir. Onun için kederlenmeyin. İnşallah dâvetiniz kabul oldu. Aksine sevinin" Dediklerimiz bundan ibaretti. O gece, büyük bir alçak gönüllülükle etrafındaki meraklı kitleye bunu anlatıyordu. Kendisiyle son görüşmemiz 15 gün kadar evvel oldu. Partisinin Türkiye'nin yeniden yapılanması hakkındaki tezlerini izah ederken hükümetin meclisten yeniden güvenoyu istemesini teklif etmişti. Sütunumuzda bu görüşe destek verdik. Erkenden aradı "kuzguna yavrusu anka görünür..." deme inceliğini gösterdi. "Hayır dedik, bugüne kadar inanmadığımız hiçbir şeyi yazmadık. Bundan sonra da yazmayız. Ama şunu biliniz ki bundan sonra sizi kıskananlar, yolunuzu kesenler artacaktır." Son günlerde sıkça partisi adına yeniden yapılanmayı izah ediyordu. Onlardan irticali bir konuşmadaki üslup yanlışlığı bütün yıldırımları üstüne çekti. Halbuki bir fikrin kırk türlü takdim şekli vardır. Atalar, "dilim dilim etti beni, dilim dilim demişler". O hesap bir dil yaresi meydana geldi. Ama Erkan Mumcu'nun da haklı olarak dediği gibi esasa neden hiç temas edilmez? Evet; usul kadar esas üzerinde de durulmalı. Köyler bittikten sonra hangi köy kent? Kentleri köyleştirdiler zaten. Artık elektrik kesintileri de başladı. Neden topyekûn kalkınma değil de köyden kalkınma? Bir zamandır ANAP genel başkan yardımcısı Erkan Mumcu, mukabil hakaretlerin muhatabı. Ağır laflarla yerilmekte. Hakkındaki bazı iddialar hiç isabetli değil. Bir kişi üstelik kendisi bakanken bakanlığının lağvı gerektiğini söylüyorsa onu takdir etmek lazım. Demek ki koltuk aşkı yok. İsrafa karşı olduğunu gösterir. Zaten bugün herkes bakanlık sayısı azaltılsın demiyor mu? Kemal Alemdaroğlu'na muhalif olmasıysa takdire şayan bir haldir. Erkan Mumcu, mubarek Anadolu'nun has evladıdır. Yüreğinin gücüyle oralara kadar geldi. Karizmatik olması yüzünden kendisinden ürküldü. Ama üzülmesin halkın terazisi mükemmel. O'nu da, Murat Başeskioğlu'nu da, İlhan Kesici'yi de, Saadettin Tantan'ı da unutmaz. Başına gelenler, inşallah hizmetlerinin makbul olduğuna işarettir. İmtihan sırası ANAP'ta. Bakalım arkadaşlarına sahip çıkma vefası gösterecekler mi? Ayağı bir sürçmekle atın başı vurulmaz. ANAP yönetimi unutmasın ki kısrak, partisinin yükünü çekerken tökezledi.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
130557 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/130557.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT