BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

MHP 50 YAŞINDA

Alparslan Türkeş, 1965 yılında Hindistan’daki mecburi diplomatik görevinden dönünce Türk siyasetinde hitabet ve nükte ustası Osman Bölükbaşı’nın CKMP-Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne kaydoldu.
9 Şubat 1969’da Adana’da yapılan büyük kongre ile de CKMP’nin adı, MHP-Milliyetçi Hareket Partisi yapıldı ve Türkeş de “Başbuğ Türkeş” nidaları arasında genel başkanlığa seçildi. O günlerdeki heyecanı bugün de hatırlıyorum. Adana Erkek Lisesi’nde talebeydim. Başbuğ Türkeş’in elini de ilk defa o günkü Adana’nın en iyi oteli olan Pehlivan Palas’ın balkonunda sıkmıştım.
Merhum Türkeş, gençliğe ayrı bir mana ve kıymet veriyordu. Şanlı maziye layık parlak bir istikbalin iyi yetişmiş ve millî değerlere bağlı bir gençlikle mümkün olduğuna inandığı için partinin gençlik kollarının Ülkücü Gençlik olarak yetişmesi maksadıyla bütün tedbirleri aldı. Ama boş durmayanlar da vardı. Düne kadar kendine “merkez medya” diyen ve her darbenin arkasında yer almış malum gazeteler, o günlerde bu memleketin has evladı bu gençleri yıldırmak ve itibarsızlaştırmak için onlara “komando” ve “Türkeş’in komandoları” diyerek aleyhlerine haber yapıp kamp resimleri basıyorlardı. Ne var ki zaman, onları yalanlayacaktı. 1970-1980 arasında Türkiye, bir komünist darbe veya istilaya maruz kalmadıysa bunda bu milliyetçi vatansever gençlerin ödenmez hakları vardır. Milliyetçi ülkücü hareket, bu dönem zarfında binlerce üniversiteli ve liseli genci, İstanbul İl Başkanı Recep Haşatlı’yı, milletvekili İhan Darendelioğlu’nu, Gümrük Bakanı Gün Sazak’ı şehid verdi.
Türkler, dünyada mukaddes değerleri uğruna en fazla şehid veren Müslüman millettir. Ülkücüler de dinimiz, milletimiz, bayrağımız, istiklal ve istikbalimiz için en fazla şehid veren vatanseverlerdir.
MHP, 1969 seçimlerinde sadece Adana Milletvekili Alparslan Türkeş’le Meclis’e 1 üye olarak girdi. MV sayısı 1973’te 3’e çıktı. Böylece 1975’te kurulan Milliyetçi Cephe Hükûmetinde biri Başbakan Yardımcılığı olmak üzere 2 Bakanlık kazanıldı. 1977 seçimlerinde 16 milletvekili çıkarıldı. Kurulan İkinci Milliyetçi Cephe Hükûmetinde biri yine Türkeş Beyin Başbakan Yardımcılığı olmak üzere beş Bakanlık elde edildi.
12 Eylül darbesiyle mevcut siyasi partiler kapatıldığı için MHP de kapatıldı. Ülkücü gençler bir vefa görmeyerek kitleler hâlinde cezaevine yollandı. Mahkûmiyetler yaşandı, idamlar oldu.
Kapatılan MHP’nin yerine MÇP kuruldu. Yasaklar kalkınca 4 Ekim 1987’de Alparslan Türkeş MÇP’nin başına geçti. Bu parti 1981 erken genel seçiminde 19 MV çıkardı. 1993’te MÇP adı tekrar MHP yapıldı. MHP, 1995’te yüzde 7,2 oyla barajın altında kaldığı için MV çıkaramadı.
Başbuğ Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997’de vefat etti. Cenaze namazına yüz binler iştirak etti. Boşalan genel başkanlığa 6 Temmuz 1977’de Devlet Bahçeli seçildi. Sn. Bahçeli, liderliğinde 1999’da seçimlere katılan MHP yüzde 17.98 oyla DSP’den sonra ikinci parti olarak 129 MV çıkardı. O gün yazdığımız makalemizdeki cümleyle söylemek gerekirse Türkeş vefat etmiş, fakat fikri iktidar olmuştu. MHP, DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükûmetinde ikinci ortaktı. Devlet Bey, Başbakan Yardımcısı ve 10 arkadaşı da Bakan olmuştu. Ancak Türkiye, 2001’de ekonomik krize sürüklendi. Kemal Derviş, iktisadi işleri çekip çevirme adına Dünya Bankasından Hükûmete Bakan olarak yollandı. Sn. Bahçeli ve arkadaşları bu olanları içlerine sindiremediler. MHP Genel Başkanı, erken seçim çağrısı yaptı. Türkiye, 3 Kasım 2002’de seçimlere gitti, seçimi AK Parti kazandı. MHP, DSP, ANAP, DYP barajın altında kalarak Meclis’e giremediler.
MHP, 2007’de 71, 2011’de 53, 7 Haziran 2015’te 80, 1 Kasım 2015’te 40 MV çıkardı.
7 Haziran 2015 Seçimlerini AK Parti kazanmış fakat tek başına Hükûmet kuramıyordu. CHP-HDP ittifakının yaptığı koalisyon ve Başbakan olma tekliflerini, Devlet Bey elinin tersiyle itti. Bu arada Türkiye, 1 Kasım’da erken seçime gitti. 15 Temmuz 2016’da ise Türkiye tarihindeki en korkunç darbe teşebbüslerinden birine maruz kaldı. Şer güçler ve Haçlı Dünyası, FETÖ’nün arkasındaydı. Devlet Bahçeli, daha darbenin anlaşıldığı ilk anda “seçilmiş Cumhurbaşkanıyla Hükûmetin yanında ve darbenin karşısındayız!” diyordu. Bu söz çok değerliydi. Fakat değeri yalnızca bir parti başkanının yerinde ve doğru konuşmasından değildi. O değer, o söz, gücünü arkadaki on binlerce gözünü budaktan sakınmayacak Ülkücü Gençlerin varlığından da alıyor ve hainler bunu biliyordu. O yiğitler, bir zamanlar “komando” diye alay edilen gençlerin yürüdüğü yoldan geliyorlardı.
MHP liderinin tavizsiz duruşu ve Ülkücü Gençliğin varlığı, darbe teşebbüsünün çökertilmesinde etkili olduğu gibi Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtında da Hükûmete büyük fayda temin etti.
Bu arada Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla Türkiye, 16 Nisan 2017’de anayasa referandumuna gitti. Sistem değişti.
Darbe ihaneti savuşturulup, sükûnet temin edildikten sonra Sn. Bahçeli, bir çağrı daha yaptı. 31 Mart 2019’da mahallî ve 3 Kasım 2019’da da yeni sisteme göre Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri yapılacaktı. Referandum yapıldığına, millet tercihini ortaya koyduğuna göre bir buçuk yıl sonrasını beklemek yanlıştı, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimi öne alınmalıydı. Teklif Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da uygun görüldüğü için 3 Kasım 2019 Seçimleri, 24 Haziran 2018’de yapıldı. Bu seçimlerde MHP, 50 MV çıkararak 3. parti oldu.
Şu gün daha iyi anlaşılıyor ki 7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulsaydı, Devlet Bahçeli, 15 Temmuz’da sussaydı, 16 Nisan referandumu olmasaydı, 3 Kasım, bir buçuk sene öne alınmasaydı darbe gerçekleşebilir, Suriye’nin kuzeyine harekât yapılamayabilir; hatta harita değişebilirdi.
Görülüyor ki merhum Türkeş, aynı zamanda bir mektep kurmuş. Burada yetişen Devlet Bahçeli, özellikle 7 Haziran 2015’ten bu yana en zor ve tehlikeli anlarda devreye girerek bir akil adam olarak yol göstermektedir. Cumhur İttifakı, son misalidir.
Genel başkan, bu işlerle uğraşırken bir yandan da partisinin kimlik değiştirme tehlikesini önlemiştir.
Devlet Bahçeli, millet ve devletine sadakatle, aşkla, onlarda fena bulmuşçasına bağlı olduğunu defalarca gösterdi ve gösteriyor. Düzgün ahlaklı ve vakur bir siyasetçidir. Bu zat ve MHP, devlet için de iktidar ve Cumhurbaşkanı için de büyük talihtir.
Merhum S. Ahmed Arvasi, merhum Başbuğ’un kendisine Ülkücü Gençlere işaretle “Bu gençlere dinlerini öğret” dediğini bize nakletmişti. Prof. Hilmi Demir de Devlet Bey’in “gel bu gençlere Maturidi itikad üzre dinlerini öğret” dediğini bundan birkaç ay evvel yine bize anlatmıştı.
Maturidi itikad üzre olan İslam, bu topraklarda bin yıldır yaşanan ve İngiliz ellerinde işlenmemiş, saptırılmamış, saf ve aslı gibi tertemiz olan dindir.
Sn. Bahçeli’ye hakkını teslim etmek borçtur. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın talimatıyla merhum Türkeş’in Kıbrıs’ta doğduğu evin müze hâline getirilmesi vefalı bir davranıştır.
Her iki liderin, Sn. Erdoğan ve Sn. Bahçeli’nin Beka Meselesi olarak görüp inandıkları Cumhur İttifakı için Sn. Cumhurbaşkanı “Cumhur İttifakı mezara kadar devam edecek!” diyor. Hâlbuki biz, bu ittifakın kardeşliğe dönüşerek Cennete kadar devam etmesini dileriz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
606433 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/606433.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT