BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kör olası kör nokta!..

“Yüreğim ağzıma geldi… Elim ayağım birbirine dolaştı… Dizlerimin bağı çözüldü…”
 
Bolu Kaynaşlı bölgesinde oldu bu… 
İstanbul istikametine gidiyordum. TEM yolunda ilerlerken öğleye doğru yollar sakindi… Ben de kendime göre oldukça da dikkatliydim.
Orta şeritte gidiyordum. Önümde de bir minibüs vardı. Bana göre de biraz yavaş gidiyordu…
Şöyle dikiz aynasından geriye baktım… Arkamda gelen araba yoktu… “Önümdeki aracı sollayabilirim” dedim.
Direksiyonu kırıp biraz da genişten sollamaya geçtiğim anda arkamdan acı bir kornayla birlikte bir cayırtının koptuğunu duydum…
“Allah’ım ne oluyor?” dememe kalmadan kıyamet koptu sandım…
Solladığım minibüs ile benim aracımın arasından bir otomobilin geçip gittiğini gördüm…
Yüreğim ağzıma geldi… Elim ayağım birbirine dolaştı… Dizlerimin bağı çözüldü…
Ya bu araba nereden çıktı böyle? Oysa dikiz aynasından bakmıştım. Ne arkamda bir araç vardı ne önümde… Zaten olsa asla sollamaya kalkışmazdım…
O korku ve endişeyle ne sollama kaldı ne bir şey… Yavaşladım, arabayı kenara çektim… Müsait bir park alanında da durdum…
Arabadan indim… Elimi yüzümü yıkadım… Hâlâ kendi kendime olayın nasıl olduğunu anlamaya çalışıyordum… Ama bir türlü tahminde bulunamıyordum…
Çok korktum… Yola çıkmaya bile cesaretim kalmadı… Daha İstanbul’a 250 km vardı… “Allah’ım sen bana kolaylık ver...”
Biraz sonra yolda olup gitmem gerektiği için de mecburen tekrar yola koyuldum… Önce en sol şeritten, sonra orta şeritten ama aslı sollama filan yapmadan İstanbul’a kadar geldim…
Bu durumu tecrübesi olan şoför bir arkadaşa anlattım. O zaman öğrendim “kör nokta” ne demek… Ve bu kör nokta sebebiyle nice canların yandığını da…
Meğer ben minibüsü sollarken sol şeritte bizi geçmek üzere olan otomobili fark etmeyip onun önüne direksiyon kırmıştım. Eğer o şoför arkadaş çok usta olmayıp anında direksiyonu minibüs ile benim aracımın arasında iğnenin deliği kadar aralıktan geçmeyi başaramasaydı doğrudan bana arkadan çarpmış olacaktı… Şansıma tecrübeli ve pratik bir sürücü çıkmıştı…
O zaman anladım ki gerçek anlamda şoför olmadan araç kullanmamalı… Hele uzun yola bu hâlde çıkmamalı. Yine duymuştum, bazı gelişmiş ülkelerde ehliyet almadan önce şoförün aracını her mevsimde karda yağmurda çamurda sürebilmesinin test edilmesini teker patlayınca lastik değiştirebilmesini ehliyet alabilmenin şartı sayıyorlarmış. Ne kadar haklılar…
       Ahmet Türkoğlu-Kırşehir
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619224 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/619224.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT