BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ağaçlar yapraklarını dökerken…

Mehmet de babasının durumunu öğrenince “babam ölecek mi?” diyerek tenhalarda ağlar olmuştu...
 
 
Mehmet ve babası Necati’nin tarlaya patates sökmeye gittikleri hikâyeyi anlatmaya bugün de devam ediyoruz...
Üç gün sonra Necati’yi ameliyat için hastaneye gittiler. Necati kendisini hazır hissediyordu. Çok metanetliydi. Tevekkülü hiçbir zaman elden bırakmıyor, Allah’tan şifa istiyordu. Necati’yi ameliyat odasına aldılar. Ameliyat yaklaşık altı saat sürdü. Bu süre Saniye için altı yıl gibi gelmişti. Ameliyattan sonra doktor, Saniye’yi bilgilendirdi:
-Maalesef eşinizin beynindeki tümör çok önceden oluşmuş ve bayağı bir zaman geçtiği için beynin büyük bir bölümüne yayılmış. Kötü huylu bir tümör bu! Tedavi için de çok geç kalınmış. Biz elimizden geleni yaptık. Allahtan ümit kesilmez...
Doktorun ağzından çıkan her kelime Saniye’nin kalbine saplanıyordu.
-Nasıl yani eşim ölecek mi, dedi doktora.
-Eşinizin durumu sizi üzdü. Buna katılıyor ve acınızı biliyorum ama Allah’tan ümit kesilmez...
Bir hafta sonra Necati taburcu oldu. O da artık durumunu öğrenmişti ama hiç moralini bozmadı. “Biz Allah'tan şifa isteyeceğiz hepsi bu” dedi.
Bir hafta sonra köye döndüler. Mehmet babasının durumunu öğrenince “babam ölecek mi?” diyerek tenhalarda ağlar olmuştu. Babası onun için bir dayanaktı. Hep onu örnek alıyordu. Ettiği her nasihati dinler, kulağına küpe ederdi. Babası ona hep dürüstlükten, doğruluktan bahsederdi.
“Kimsenin malında gözün olmasın, rızkını helal yoldan kazan, yardıma ihtiyacı olanlara yardım et, kimsenin arkasından konuşma, alan el değil veren el ol” derdi.
Aradan yaklaşık üç ay geçmişti. Saniye eşine büyük bir titizlikle bakıyordu. Her ihtiyacını görüyordu. Hizmette kusur etmiyordu. Böyle bir eşe sahip olduğu için de Necati, Allah’a şükrediyordu...
Sonbahar gelmiş ağaçlar yapraklarını dökmeye başlamıştı. Okullar açılmış, Mehmet dördüncü sınıfa başlamıştı. Mehmet okula her gün üzgün bir şekilde gidiyordu. Bu durum hem öğretmeninin hem de arkadaşlarının dikkatinden kaçmıyordu. Arkadaşları ve öğretmeni Mehmet’i hiçbir zaman yalnız bırakmıyor ve her zaman onun yanında oluyorlardı.
Bir ikindi vaktiydi, imam ikindi ezanını okumuştu. İnsanlar caminin yolunu tutmuştu. Cami çıkışında Mehmetlerin evinde sesler yükselmeye başlamıştı. Ağlama sesleri caminin avlusunda duyuluyordu. Evet, Necati ruhunu teslim etmişti. Mehmet ve Saniye yıkılmıştı. Nasıl yıkılmasınlar ki, evin babası, dayanakları artık yoktu...
        Ebubekir Arslan
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619967 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/619967.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT