BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bir garip öldü diyeler...

 
 “Şurda bir garip ölmüş diyeler/Üç günden sonra duyalar/Soğuk su ile yuyalar/Şöyle garip bencileyin.”
 
Köyümüze gelen genç müezzini köylü pek sevmişti… Bu güler yüzlü genç ezan okumaya başlayınca yüreğimiz ferahlar gönlümüz mest olurdu.
Müezzinin köyden ayrıldığı zamanlar çok ender oluyordu. Ama çok az da olsa bir işi çıkıp ayrılacağı vakit en azından imam efendinin haberi olurdu.
Bu defa nereye gittiğinden kimsenin haberi olmamıştı? Aradan bir hafta geçmesine rağmen müezzin efendiden haber alınamamıştı. Öğrenildiğine göre memleketine de gitmemişti.
Ezanları, şimdilik değişik bir ses okuyordu. Aradan birkaç gün daha geçince köylü durumdan endişelenmeye başladı. Herkes birbirine soruyor, kasabaya giden arabada en son ne zaman görüldüğü araştırılıyordu. Yakın zamanda böyle bir yolculuğa da çıkmamıştı. Öyleyse ne olmuştu bu garip delikanlıya?
Caminin minaresiyle, en yakın ev arasında ufak bir boşluk vardı. Kimsenin yolu üzeri olmadığı gibi tenha bir yer olduğu için, yine kimsenin ilgisini de çekmiyordu bu kuytu yer...
Bir ikindi üzeri, acı haber köye dalga dalga yayılıverdi. Rüstem Amca'nın oğlu, bir oyun sırasında tesadüfen o kuytu yere saklanmak isteyince, olay meydana çıkmıştı. Çocuk avazı çıktığı kadar bağırarak köy meydanına doğru koşuyordu: “Caminin kenarında bir ölü vaaar!”
Yüreğimiz ağzımıza geldi. Hep birlikte camiye koşuştuk. Bizden önce oraya varanlar, gözyaşlarını tutamıyordu…
Bu meçhul kişi, iki haftadır kayıp olan, aranıp da bulunamayan, garip müezzinden başkası değildi...
İyi de bu sürede ceset kokmaz mıydı? Gözyaşları içinde kucaklayıp, câminin avlusuna taşıdığımızda, bedeninde en ufak bir koku yoktu. Hemen yanı başında da, baca temizlemek için ucu paçavra sarılı, isli değneği görünce işin ne olduğunu anlamıştık. Müezzin efendi, baca temizliği yaparken, nasıl olduysa dengesini kaybedip aşağı yuvarlanmış, oracıkta ruhunu teslim etmişti. Cenazeyi yıkarlarken, hatırıma Yunus Emre’nin bir dörtlüğü geldi:
“Şurda bir garip ölmüş diyeler,/Üç günden sonra duyalar,/Soğuk su ile yuyalar,/Şöyle garip bencileyin.”
Gerçekten de; garip bir şekilde; bu dünyadan göç etmişti genç müezzinimiz. Daha sonra ilmihâl kitabında okuduğum bilgiyle gönlüm teselli buldu:
“Boğularak, yanarak, garîb, kimsesiz olarak, duvar ve enkaz altında kalarak ölen imanlı kimseler de ahiret şehididir.”
      Süleyman M.-Niğde
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620765 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/620765.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT