BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Annen bir tuhaf değil mi?”

“Soğuktur desene şuna. Baksana bir tanecik torununa bile sarılıp öpmedi ayol...”
 
 
Yaşlılık günü sebebiyle günümüzde yaşadığımız ve birçok yaşlımızın başına gelen hikâyemi anlatmaya bugün de devam ediyorum.
Oğlu annesinin uzattığı evraka göz attı ve umursamaz bir şekilde cevap verdi:
-Ben hâllederim, dedi. Senin gitmene gerek yok.
-Bir kahve yapayım, dedi gelin, isteksizce.
-Hayır, teşekkür ederim. Gideceğim.
Oturmasıyla kalkması bir olmuştu. Aldı pardösüsünü ve attı kendini sokağa. Can sıkıntısından ve sinirden başına bir ağrı saplanmıştı. Derinden bir soluk aldı, başını kaldırdı, çiseleyen yağmura doğru tuttu yüzünü. Biraz rahatlayabildi. Eve gitmek istemedi canı. Biraz dolaşıp içindeki sıkıntıyı dağıtmalıydı. Yakındaki parkın yolunu tuttu. Nasıl bir huzur veren sessiz havası vardı parkın. Sarı yapraklar altınlar gibi kaplamıştı her yanı. O sıkıcı ve kasvetli havada ilahi bir ışıkla aydınlanmış gibiydi her yer. Hazan mevsimi olduğu için yapraklara dökülen yağmurun, fıskiyeden fışkıran suların sesini dinledi. O tatsız karşılaşmanın ezikliğiyle düğüm düğüm olmuş yüreği gevşedi, yumuşadı. Biraz daha rahatladı içi.
Çoluk çocuk yetiştirmek böylesi anlamsız mıydı acaba? Aslında yalnızdır insan, yapayalnız. Doğduğundan beri. Eli ayağı tuttuğu için muhtaç değildi onlara. Sık sık gidip rahatsız etmek etmiyordu. Ama yine de böyle ilgisiz, böyle baştan savma karşılanmaktan da kurtulamıyor ve içi inciniyordu. Anne baba evlat büyütür, yetiştirir ama o evlatlar kaç tane olursa olsunlar, bir anne babaya bakamazlar!.. Yine baba oğluna bir bağ bırakır ama oğlu babasına o bağdan bir salkım üzüm vermeye kıyamaz!..
Gözleri nemlendi kadının. İçini çekti derin derin. Şimdi tek dileği böyle evlatlara ve kimseye yük olmadan yaşamak ve ölmekti. İnce esen bir rüzgâr gibi veya buharlaşan bir su zerreciği gibi kimsenin haberi olmadan ölmek istiyordu. O sessiz yalnız dünyasında bunu diledi Allah’tan.
“Annen bir tuhaf” dedi gelin umutsuzca, kabuğundan çıkarttığı fıstığı ağzına atarken. “Ateş almaya gelmişti sanki. Gelmesiyle gitmesi bir oldu. Otur işte şurada bir kahve iç. Burası da oğlunun evi canım. Yabancı gibi tutuyor kendini.”
“Öyledir, dedi oğlu, umursamazlıkla. Annem çekingendir.”
“Soğuktur desene şuna. Baksana bir tanecik torununa bile sarılıp öpmedi ayol.”
Ve ağzı açık keyifle, yemeye devam etti fıstıklarını. Allah hepimize başta evlat olmak üzere her şeyin hayırlısını nasip etsin. Sağlık ve esenlik dileklerimle...
        Em. Sağ.-Yazar Aslan Torun
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620950 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/620950.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT