BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Niye baştan söylemedin?

 “Üç ay kadar evvel Türkiye Takvim yaprağının arkasında hayatını okudum, merak ettim...”

Dünkü hatırayı anlatmaya devam ediyoruz...
Taksici arkadaş Mehmet Emin Tokadî Hazretlerinin kabrinden çok rahatlamış olarak dönmüştü. Aklımda eve yetişip çocuğun bilgisayarını düzeltmek vardı.
Yolda tekrar muhabbete koyulduk. Ona Mehmet Emin Tokadi Hazretlerini nasıl öğrendiğini sordum. Türkiye Gazetesi Takviminde okuduğunu söyledi.
“Hayatını takvim yaprağında okuduktan sonra o mübareği merak etmeye başladım. İçimden bilen birine rast gelsem de kabrini ziyaretle şereflensem, diye yalvarıyordum. Ama kimse çıkmadı karşıma. Siz direkt ‘Ahmed Ziyâûddîn-i Gümüşhânevî Hazretleri’ der demez içimden ‘hah işte bu yolcu bilir’ dedim ve sordum. Allahü teâlâ sizden razı olsun...”
Daha ne dualar ediyordu ki, adresimize de çoktan gelmiştik. Ne var ki bu sefer sohbetin tatlılığından ayrılamıyorduk. E tabii bu arada taksimetre atmaya devam ediyordu hâliyle… Fakat bu arkadaşa ücreti bir türlü kabul ettiremedim.
“Yaa kardeşim olmaz ki böyle, bu senin hakkın, alman lâzım” desem de onun dediği oldu.
“Abi ben muradıma erdim ya bu ne ki bunun yanında” dedi. “Asıl siz hakkınızı helal edin vaktinizi aldım...”
Helalleşerek dualaşarak zoraki ayrıldık. Eve geldiğimde ise çok ilginç bir şeyle karşılaştım.
Hani biz bir an önce eve gelip de bilgisayar problemini çözecektik ya… Bir de geç kaldığım için ciddi bir sitemle karşılaşacağımı beklerken ne göreyim, herkes gayet neşeli ve hiç bir problem de yoktu. “Bilgisayardaki sorun açıp kapatınca kendiliğinden düzeldi, biz de şaşırdık” dediler. İçimden derin bir “ohh” çekerek, yardımın nereden geldiğini anlamak o an benim için hiç zor olmamıştı...
Bu yaşadıklarımdan birkaç sene sonra aynı bölgeden yine bir taksiye bindiğimde o şoför de “Gümüşhaneliyim” demesin mi. Hemen, buraya kadar okuduğunuz hatırayı bu arkadaşa da anlattım. Bittiğinde adrese gelmiştim. Ücretimi ödedikten ve para üstünü de aldıktan sonra şoför bey elimi tuttu. Binerken yüzüne dikkatle bakamadığım bu şoför gayet tatlı bir tebessüm ederek can alıcı o cümleyi sarf etti:
“Abi anlattığın o kişi benim, hatırlayamadın galiba” dedi. İşte tam da filmin koptuğu ana geldik.
“Peki ta baştan niye söylemedin de şimdi söyledin” dedim.
“Abi o kadar tatlı anlatıyorsun ki bölemedim” dedi gülerek... İşte dünya küçük derler ya, o kadar taksinin içinde sen tut aynı taksiciye denk gel. Bunun adı sadece nasip, başka izahı olabilir mi?
          M. Gülâbî
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621168 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/621168.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT