BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Ramazan düşleri -2-

Edebiyat, bu tür nicelerinin geçim vasıtası olmuş. Bizim açlıktaki birliğimizi, bölüştüğümüz ekmeğimizdeki huzurumuzu bilmezler.
Gündüz sâim, gece kâim olmak için yürek gerek. Canlı, diri bir yürek... Lokmalar bölüşülürken, yürekler birleştirilir bizde. Yürekler sevgiyle ıslanır, şefkatle sulanır. Yüreğin can suyu eşk-i sevdadır, aşk gözyaşıdır yani. Yürek gözyaşıyla yeşerir, hayat bulur. Âşığın gözüne uyku girmez seherde. Ahının şulesiyle iki âlemi aydınlatır âşık. Gündüz güneş olur, tutuşur; gece ay olur ışıtır. Güneş gece de, gündüz gibi yanar. Aya karşı göz kırpar. Anlamazlar simsiyah camların arkasında yaşayanlar. Anlamazlar kafalarını duman saranlar.
Siyah camların ardında suni ışıklar yanar. Güneş karanlık geceleri tutuştururken, kara pencerelerden görünmez.
Bizim yangınımız âleme hayat olur. Kendi ateşimizle pişer, oluruz biz. Mehtapta arşa uzanır ellerimiz. Sevdamızın sıcaklığı gönüllerdeki nefreti söndürür. Her seher vakti ''gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evlerin'' pencerelerine çarpıp geri döner sevda ışıkları. Küçük haneleri mesken tutar ışıl ışıl. Küçük camlardan sızan ışıklar güneşle yarışır. Güneşe kafa tutar. Kandil gibi tutuşur öbek öbek. Aydınlanır yeryüzü bir çocuğun mahmur gözlerinde. Bir anne yüreği aydınlatır geceyi. Mülteci sevdalara umut olur.
İnşallah dualar kabul olur… Herkes bir gün gelir birbirini anlayan olur… Yetimin başı okşanır, lokması ayarlanır, gözyaşı kurulanır gönüller abat olur… Hazreti Mevlânalar Yunuslar gençliğe ilham olur… Ne olursan ol yine gel, tövbeye bühtan mı olur? Herkesin dilinde dönüp duran şu cihan cehennemi bir güzel söz ile sekiz uçmağa revan olur… Bugün bu mübarek günlerin edebiyatını yapanlar gün gelir hakikatine kavuşur… Hani eskiler söylerler “Leyla'm, Leyla'm derken Mevla’m, Mevla’m demeye başlar” diye… Aşkın hakikatine kim bilir kimler kavuşur… “Harabat ehlini hor görme sakın/Defineye malik viraneler vardır” diye söylememişler mi? Ötekileştirmekle ele bir şey geçmez… Bir kere yüz kere bin kere de olsa anlatmak lazım… Dil onun için, lisan onun için, kitap onun için değil mi?
           İdris İspiroğlu
 
 
 
ŞİİR
 
 
      Vatanım Türkiye
 
Türkiye’nin temelinde taşında,
Yedi bölge ırmak akar dağında,
Üç denizin kuşağında bağrında,
Dört mevsim yaşarız biz bu diyarda,
Bir milleti millet yapan vatandır.
 
 
Bu millete kimse dizgin vuramaz,
İstediği yerde cirit atamaz,
Bu birliği bu düzeni bozamaz,
Bu Türkiye başka devlet olamaz,
Bir milleti millet yapan vatandır.
 
Bir zamanlar göz dikenler çok olmuş,
Bu uğurda can verenler çok olmuş,
Ondan sonra vatan olmuş yurt olmuş,
Nice şehit bu toprakta yoğrulmuş.
Bu milleti millet yapan vatandır.
 
Hiç kimseyi vatanından etmesin.
Yüce Mevlâ’m bize zeval vermesin.
Bu vatana kimse kem göz dikmesin,
Birlik olsun vatan olsun yurt olsun.
Bir milleti millet yapan vatandır.
 
           Bingöllü Zübeyir Çılgasit
 
 
 
ENTERESAN BİLGİLER
 
Bulaşık: El ile bulaşık yıkamak istiyorsanız bulaşıkta daha az yorulmak ve işi daha çabuk bitirmek için, plânlı hareket etmek ve bulaşık yıkamada şu sırayı takip etmek gerekir: Önce bardaklar, fincanlar; ardından az yağlı tabaklar ve çatal, bıçak vb. Onun ardından çok yağlı tabaklar ve nihâyet tencere, tava. Sofrayı kaldırırken masadaki eşya bu sıraya göre toplanırsa, kap kacak kolayca yıkanacak hâle gelmiş olur.
Bulaşık yıkarken: Bulaşık yıkamadan önce yarım limonla silinir. Kaplardaki yağı aldığı gibi hoş bir koku da kalır. Son çalkalama suyuna kullanılan limonlar katılınca bulaşıklar mis gibi kokacaktır. Bir de bulaşık yıkayanın ellerine limon çok iyi gelecektir. Bunlardan başka, makarna ve pirinç haşlamasındaki su ile bulaşıklar yıkanırsa deterjana ihtiyaç olmadığı görülecektir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618690 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/618690.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT