BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yasaklar çalışanı engellememeli

 
 
Milyonlarca kişinin evden çıkmadan çalıştığını, yaşlıların kendini zorunlu karantinaya aldığını, hiçbir işi olmayan ergenlerin ise aylak aylak toplu taşıma araçlarında gezdiğini ve evlerine virüs taşıdığını perşembe günkü köşemde yazmıştım.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da benzer cümleleri kurdu ve hemen akabinde Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı getirildiğini açıkladı.
İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı genelgeye göre, bu yasağa giren çalışanlar idari izinli sayılacak.
Doğru bir adım ama, eksiği var.
Marketler, eczaneler gibi pek çok sektörde 20 yaşın altında gençler çalışıyordu. Muhtemeldir ki bunların yerine başkası işe alınacak, yani bu gençler işini kaybedecek.
Meslek liselerinde bugüne kadar milyonlarca maske, kolonya ve dezenfektan üreten alkışlanası gençler de yasakla birlikte mecburen eve kapandı.
20-65 yaş aralığındakiler ise hiçbir zaruret olmamasına; herhangi bir işte çalışmamasına rağmen aylak aylak dolaşmaya devam edebilecek.
Bu yasak, hangi yaş aralığında olursa olsun, zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için evden çıkanlar hariç, hiçbir işte çalışmayan kişilerin toplu taşıma araçlarını kullanmaması, çarşıda pazarda boş boş dolaşmaması şeklinde kısıtlanamaz mı?
Yaşa takılan gençleri çalışma hayatından, üretimden menetmek ne kadar doğru?
 
 
***********
 
Virüsten beterler...
 
Şu belaya musallat olduğumuzdan beri siyasi tartışmalara girmemeye özen gösterdik ki millî birliği zedelemeyelim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da sabırla cümlelerini kontrol altında tutuyor.
Peki onlar ne yaptı?
  • Henüz Türkiye'de tespit edilmiş vaka yokken, "Bizde niye yok?" diye kendini yırttı.
  • Rakamlar açıklanmaya başlayınca, yüzlerce yalan video üretip, korku ve paniği büyütmeye çalıştı.
  • Gün gün açıklanan rakamlar ortadayken, Türkiye'nin Çin'den, İtalya'dan beter olacağı tezviratı yaydı.
  • Düne kadar şehir hastaneleri için demediklerini bırakmazken, bugün sağlık üzerinden akıl vermeye utanmadı.
  • Devlete akıl verirken, bir hastanenin yolunu bile inadına yapmadı.
  • Hükûmetin bol keseden para saçmasını isterken, kendisi tasarruf için toplu ulaşım seferlerini azalttı.
  • Vatandaşın sağlığını çok düşünüyorlarmış gibi yapıp, virüsün daha çok yayılmasını istercesine insanları üst üste taşıdı.
  • Avrupa'dan, ABD'den, Çin'den dönenleri görmezden gelip, Umreden dönenler üzerinden din düşmanlığı yaptı.
  • Camilerden okunan salaları ıslıklayıp, devlet sanki başka hiçbir şey yapmıyormuş gibi dinle-imanla alay etmeye kalkıştı.
  • FETÖ'yü, uzaklaştırılan doktorları üzerinden yeniden devlete bela etmek için hükûmete baskı uyguladı.
  • TV ve internetten verilen eğitimde bir öğretmen başörtülü diye demediğini bırakmadı.
  • 'Test' üzerinden algı operasyonuna girişip, hiçbir şeyi olmayan insanları hastanelere yığmaya, sağlık sistemini kilitlemeye zorladı.
  • Hemen ilk günden bütün illerin açıklanmasını isteyip, virüs olmayan şehirlere göç akışının yolunu açmaya çabaladı.
  • Herkese test yapılması gibi hiç olmayacak şeyleri diline dolayıp, devleti acziyet batağında göstermeye gayret etti.
  • Ülke genelinde sokağa çıkma yasağı için baskı kurup, hükûmeti ekonomiyi büsbütün durdurmaya zorladı.
  • IMF'ye diz çökmeyi, karşılıksız para basmayı önerdi.
  • Devletin açıkladığı yardımları görmezden gelip, 80 milyonun tamamına devletin bakması gibi saçma sapan önerilerde bulundu.
  • Dünyanın en güçlü ülkeleri bile yardım kampanyaları düzenlerken, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başlattığı kampanyayı karalamak için yapmadığını bırakmadı.
  • 'Kamu, vatandaştan para dilenmez' deyip, utanmadan alternatif kampanya başlattı.
  • Belediyeler kampanya düzenleyebilmek için 'İçişleri Bakanlığı'ndan izin alma' mecburiyetindeyken, devlet otoritesini yok sayıp, HDP taktiğiyle özerklik oyununa girişti. Müdahale edilince de mağdur edebiyatına başladı.
  • Belediye yardım kampanyaları başta iyi niyetli bir girişim gibi görünürken, 'Merkezî hükûmet, yerel hükûmet' cümleleri kurmaları, dillerinin altındaki baklayı ortaya çıkardı.
  • Kullandıkları 'sivil itaatsizlik', 'Merkezî ve yerel hükûmetin çatışması' gibi kavramlarla milleti bölmeye, devlete karşı kışkırtmaya, bunun üzerinden yeni bir Gezi çıkarmaya çalıştıkları faş oldu.
           ***
Daha örnek çok.
Neyse...
Şunu her defasında söyleyeceğiz;
"Bu CHP, müttefikleri HDP, PKK ve FETÖ gibi bu ülke için millî güvenlik sorunudur.
Bunun altında da 'yeni' CHP'nin mezhepçi hesapları yatmaktadır."
 
 
***********
Ek ders ücretine gerek var mıydı?
 
Bir öğretmen dostum mesaj atmış.
Bütün öğretmenlere verilecek ek ders ücretinin -kendisi de öğretmen olmasına rağmen- haksızlık olduğunu anlatıyor.
Çünkü ek ders, öğretmenlerin 15 saat dışında girdiği her ders için maaşın haricinde aldığı bir ücret.
Kar tatili, yaz tatili, bayram tatili gibi dönemlerde normalde ödenmiyor.
Ancak bu karantina dönemi için ödeneceği açıklandı.
Vicdanlı dostumuz, öğretmenlerin evlerinde kaldığı böyle bir dönemde ek ders ücreti peşinde koşmasının ve devletin kasasından yapılacak haksız ödemenin 'topluma örnek olması gereken' öğretmenlere yakışmayacağını söylüyor.
Önerisi, bu ödemenin sadece kadrosu olmadığı için düzenli maaş alamayan, girdiği ders başına verilen ücretle hayatını sürdürmeye çalışan eğitimcilere yapılması.
Bence haksız da değil.
Nitekim, bu dönemde maaşını bağışlayan pek çok eğitimcinin olduğunu biliyoruz -ki bunların içinde aldığı ek ders ücretini sosyal yardımlaşma kampanyalarına bağışlayacaklar da vardır.
Ancak günün sonunda hepsinin 'haksız kazanç'la suçlanacağı aşikâr.
Gelin şu işi bir kere daha düşünün.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613010 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/613010.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT