BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Stokçu borsası

‘Borsa’ tamlaması, FETÖ ile mücadeledeki zaafa cuk oturmuştu.

Düşünsenize, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, kabinede, bürokraside birçok insan bu örgütü hayatını, geleceğini ortaya koyarak temizlemeye çalışıyor.

Öbür tarafta, bu mücadeleyi veren insanların en yakınındakiler, bu yakınlıktan istifade örgüt mensuplarını para karşılığı bırakarak cep dolduruyor!

Ha FETÖ’nün ülkeye ihaneti, ha bunların; var mı bir farkı?

***

Peki, siyasi gücü sayesinde FETÖ’cüleri para karşılığı kurtarmayı göze almış biri başka ne yapmaz?

Bugünün en önemli meselelerine bakalım; mesela pahalılık…

Aylardır stokçu aşağı, stokçu yukarı.

Keza anlaşmalı marketler meselesi.

Hep konuşuluyor da, söyler misiniz ne yapılıyor bunlara karşı?

Suya tirit cezalar, bir iki göstermelik denetim falan!

Yumruğun masaya vurulduğunu,

Devletin gücünün cümle âleme gösterildiğini,

Fiyatları iki yılda 10 kat artıranların bağlantılarının ve neler yaptıklarının belgeleriyle ortaya döküldüğünü,

Aylardır milleti inim inim inletenlerin, vatandaş için yapılan KDV indirimlerini gırtlağına indirenlerin ümüğünün sıkıldığını gördünüz mü?

Görmediniz, çünkü laftan ötesi yok.

Sadece çöpe dökülen, depolarca çürütülen tonlarca ürünün görüntüleri çıkıyor karşımıza (-ki onları da vatandaş çekip paylaşıyor),

Öbür tarafta da etiketlerde bunların katlanarak artan rakamları var.

Devlet nerede peki?

***

Eminim şu satırları okuyunca, şunu diyenler de çıkacaktır;

“İyi de kardeşim, baskın yaptığımız her depoda birileri arar da ‘Orası bizden. Çıkın oradan’ derse biz ne yapalım?”

Olur mu olur, paranın yaptıramayacağı şey yok!

Cumhurbaşkanı’nın, güvenlikten sorumlu bakanların tolerans tanımadan yürüttüğü FETÖ mücadelesinde bile olanları düşününce…

Burada kim bilir ne işler dönüyordur, kimler ne paralar götürüyordur?

Ha, sırf iktidar kanadını suçladığımızı düşünmeyin sakın.

Muhalefetin bu noktadaki suskunluğuna, piyasadaki çakallara bugüne kadar tek kelime etmediklerine dikkatinizi çekmek isterim.

Nitekim bu lobiler çok güçlü ve TBMM koridorlarından da eksik olmuyorlar!

Hal yasası niye çıkmıyor mesela?

***

Lafı şuraya bağlayacağım;

Anlaşıldı ki Cumhurbaşkanı bizzat sahaya inip yumruğunu masaya vurmadan bunlar hiçbir şey yapmayacak.

PKK, FETÖ ile mücadeledeki kararlılık burada da ortaya konulmazsa kimsenin kılı kıpırdamayacak.

Hele bürokrasi son bir yılı seçim süreci görür ki, neticeyi görmeden parmağını oynatmaz.

Üstelik bizdeki bürokrasiyi düşünsenize!

Yargıda toplumun sinir uçlarıyla oynamak için akla ziyan kararlar alan, sırf hükûmet gözden düşsün diye milleti canından bezdiren tıbbiyelilerin, mülkiyelilerin ve bilumum memur kesiminin olabildiği bir ülke burası!

Bir de üzerine lobileri, rant borsası…

AK Parti içinde “Hükûmet düşer falan, ben son bir gayret cebimi doldurayım” diyen AKP’liler!

İş hayli zor ve çetrefilli gördüğünüz gibi.

Allah devletimize zeval vermesin,

Hüsnüniyetle gayret eden idarecilerin de yardımcısı olsun.

 

************

 

Orucu kul hakkı ile açan…

 

Şu zam fırsatçılığında herkes birbirine atıyor ya topu…

Size bir örnek vereyim, gerisini siz yorumlayın.

Ramazanın ilk günü.

E ilk gün pidesiz olmaz...

İftara 40 dakika kala, fırın dolaşmaya başladık ufak oğlumla.

Onda sıra fena, bunda kuyruk sokağın köşesini dolaşmış derken…

Nihayetinde birinde girdik biz de sıraya.

Fırının önünde iki kuyruk var; biri yumurtalı, öteki yumurtasız.

Bir de pidesini alanların çıkış yaptığı yan kapının önünde dolaşanlar var.

Sağa sola bakınıp, güya mevzuyu çaktırmayanlar.

Enayiler kuyrukta beklesin, onlar arka kapıda torpil patlatanlar!

***

Fırıncıya şarlasan, bunları paylasan ne fayda!

Yalan herkesin ağzına yuva yapmış, inkâr ediyor kolayca.

Bunları izlemekten vakit nasıl geçmiş anlamamışız bile…

Ezan okundu, üstünden dakikalar geçti, biz fırının kapısındayız yine.

Niye?

Çünkü çıkan pidenin bir kısmı kuyrukta bekleyene veriliyorsa, bir bölümü de arka kapıdan uçuyor.

Kuyrukta kalanlar, mecburen yenisinin pişmesini bekliyor.

O vakitten sonra vazgeçip geri de dönemiyorsun.

Bekle babam bekle!

Akşam ezanı okunduktan 25 dakika sonraydı galiba bizim pideleri alıp evin yoluna düşmemiz.

En az 15 dakikası arka kapıdaki aç gözlüler yüzünden.

Nereden biliyorum?

Tam biz kasaya gelmiştik ki pide bitti.

Mecburen yenisinin pişmesini beklemek en az bu kadar süre!

Bu ders oldu, bir daha gitmedim o fırına.

Hatta pidemizi evde yapmaya başladık, hiçbirine ihtiyaç kalmadı.

Ve daha önemlisi…

Şükrettim, o gün o arka kapıda olanların arasında bulunmadığım için.

Düşünsenize; oradakilerin hepsi oruç, evde bekleyenleri de.

Siz fırıncıyı tanıyorsunuz diye onca insanın hakkını yiyorsunuz.

Sonra da kul hakkına girerek aldığınız pideyle oruç açıyorsunuz!

***

Bakın şu anlattığım, bugün piyasada dönen filmin, fırıldağın yanında en hafifi kalır.

Fırsatını bulanın en yüksek kazancı sağlamak için bütün kuralları hiçe saydığı düzenin parçalarıyız hepimiz.

Sonra da diyoruz ki, bunlar başımıza neden geldi, niye bu hâldeyiz?

Ahlak sadece siyaset teşkilatlarına mı lazım?

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
625590 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/625590.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT