Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın 97. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Piyasalarda Merkez Bankasına ve ekonomiye olan güvenin arttığına dikkat çeken Aran, ekonomide de danışma kurulu önerisinde bulundu. Türkiye ekonomisinde kur ve enflasyon tarafındaki baskının yapısal bir sorun olarak varlığını sürdürdüğünü vurgulayan Aran şu değerlendirmelerde bulundu: Döviz kurlarındaki ataklar, kurlardan fiyatlara geçiş etkisinin güçlenmesine sebep oluyor. Artan döviz kuru geçişkenliğinin yanı sıra güçlü tüketim iştahımız ve ithal girdiye bağımlılığımız hızlı büyümeye çalıştığımız dönemlerde enf-lasyondaki yükselişi de beraberinde getiriyor. Küresel ölçekte emtia fiyatlarındaki artış da enflasyonist sürecin yönetilmesini daha güç hâle getiriyor. Öngörülebilirliği sağlamanın, kararlı ve sabırlı duruşun ve serbest piyasa dinamiklerine güvenmenin reçetenin anahtarı olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da mesafe katetmeye başladığımızı büyük bir memnuniyetle görüyorum. Çünkü mart ve nisan ayları, her şeyin çok hızlı değiştiği bir dönemdi. O günden bugüne ekonomi politikası yönetimi açısından büyük bir değişikliğin olmadığı, sıkı para politikasının korunması suretiyle risklerin yönetilmesinin amaçlandığı bir dönem yaşadık. Buna aşılama konusundaki olumlu gelişmeler de eşlik etti. Okulların yüz yüze eğitimle açılacağı konusu net ve güçlü bir şekilde ifade edildi. Cari işlemler dengesinin; ihracatın artması ve turizm gelirlerinin tekrar ivmelenmesiyle beraber lehimize olacağını; cari dengenin daha olumlu seyrettiği bir konjonktürde Merkez Bankasının yeniden rezerv biriktirme fırsatı bulacağı bir periyoda geçeceğimizi düşünüyorum. Yatırımcı; ekonomik parametrelere bakan, ekonomik parametreleri değerlendiren ve 
enflasyonda bir düşüş eğilimi görmeden faiz oranlarını indirmeyen bir Merkez Bankası olduğunu hissetti. ‘Merkez Bankası Başkanı değişince acaba para politikasında bir gevşeme olur mu’ endişesi yatıştı. Bu önemli bir test süreciydi, bu süreçten geçer not aldığımızı düşünüyorum. Dolayısıyla ben bir güven artışı olduğunu ve ilk adımın gerçekleşmeye başladığını görüyorum. Burada sabırlı duruşun devam etmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

BU FIRSATI HEBA ETMEYELİM

Hakan Aran, enflasyondaki mevcut yüzde 19’luk seviyeye karşın MB’nin anketine göre ağustosta 12 ay sonrasına ilişkin tüketici enflasyonu beklentisinin temmuza göre düşüş kaydederek yüzde 12,48 olduğunu hatırlattı. Bu iyileşmenin sınırlı olmakla birlikte dikkate değer olduğunu vurgulayan Aran “Mevcut duruşumuz devam ederse baz etkisinin de katkısıyla enflasyonu bu yılın sonunda yüzde 16, gelecek sene de yüzde 12-13 seviyelerinde görebiliriz. Bu fırsatı kaçırmamak, heba etmemek gerekiyor” dedi. Enflasyondaki düşüşün Merkez Bankasına faiz oranlarında indirim imkânı sağlayacağını dile getiren Aran “Piyasaların bunu fiyatladığını düşünüyorum. Sürpriz bir şey olmayacak” ifadelerini kullandı. Aran, sabır gösterilmeden kararlar alınması durumunda ise tekrardan aynı şeylerin sil baştan yaşanabileceğine dikkati çekti.
Pandeminin ekonomik ve sosyal hayata etkilerine de değinen Aran, bu dönemde ülkelerin borçluluk oranlarının önemli ölçüde arttığını, likidite bolluğu oluştuğunu, bunun da enflasyonu tetiklediğini söyledi. Bu durumda risk unsurlarının yönetiminin önem kazandığını vurgulayan Aran, şöyle devam etti: Nasıl sağlık konusunda bir bilim kurulu oluşturulduysa pandemiden çıkışla ilgili de ülkelerin bir ekonomik danışma kurulu oluşturarak bu kurulların önerileri doğrultusunda hareket etmelerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Akademi dünyası ile sanayicinin, üreticinin ve finansal aktörlerin buluştuğu, fikir verenlerle bunu icraata dönüştürecek kişilerin bir araya geldiği, ortak akılla neler yapılması gerektiğine dair önerilerin sunulduğu bir model ile pandemi sürecinden çıkış sağlanabilir.

KREDİLERDE BOZULMA YOK

Hakan Aran, bankacılık sektörünün aktif kalitesinde bir iyileşme olduğunu, sorunlu krediler tarafında ek bir bozulma ve ilave bir risk görmediğini söyledi. Sorunların artmadığını, tersine problemlerin çözüldüğünü ve kredilerin yeniden yapılandırıldığını anlatan Aran “Sermaye yeterlilik oranı hâlen yasal sınırların çok üzerinde. Dolayısıyla bankaların hem güçlü likiditesi hem de güçlü sermayesi. Sermayelerin azaldığı bir dönemde çözüm, öz kaynak karlılığının enflasyon oranına gelmesi, hatta enflasyonun üzerine çıkması. Bu, enflasyon yüzde 19 seviyesinde iken mümkün olmaz fakat enflasyon düşer öz kaynak kârlılığı da artarsa tekrar bankaların sermaye biriktirdiği, sermayesini büyüttüğü bir döneme, dengeye geleceğimizi düşünüyorum” dedi.

KRİPTO PARALAR KONUSUNDA ÇOK HIZLI DÜZENLEMELER GETİRİLMELİ

Kripto paralar konusunda görüşlerini aktaran Aran, dijital paralar konusunda çok hızlı bir şekilde düzenlemelere gidilmesi ve şeffaf bir yapının oluşturulmasının gerektiğini söyledi. Bu alanda önemli miktarda para akışı olduğunu ifade eden Aran, bunları yok sayıp, yasaklamakla mesafe katedilemeyeceğini söyledi. Aran  “Bu konuda aracılık eden kurumların anti şeffaf yapılarını, bir gecede nasıl yok olduklarını ve insanımızın nasıl mağdur olduğunu görünce üzülüyorum. Çünkü durup düzenlemeleri bekledikçe, mağduriyetin önüne geçemeyiz ama hiç olmazsa mağduriyeti azaltma adına bu işin nasıl olması gerektiğini, ne olması gerektiğini ortaya koyabiliriz. Otorite ile beraber çalışarak düzenlemeyi peşi sıra getirebiliriz. Bizim için bu dünyada kuralların gerektirdiği şekilde yer almak, sadece 2 aylık bir meseledir” dedi.

KREDİLERİN YÜZDE 87'SİNİ DİJİTAL KANALDAN VERDİK

Salgın döneminde dijital kanalların kullanımındaki artışa dikkat çeken Aran, şu değerlendirmelerde bulundu: Pandeminin hemen başında 7,8 milyon olan mobil bankacılığı kullanan aktif müşteri sayımız bugünlerde 9,5 milyona çıktı. İkinci çeyrekte hem yeni açılan TL vadeli mevduat hesaplarının hem de kullandırılan ihtiyaç kredilerinin yüzde 87’den fazlası dijital kanallardan gerçekleşti. Bu dönemde dijital kanaldaki en önemli yenilik, banka müşterisi olmak için şubeye gidilmesine gerek kalınmaması ve uzaktan müşteri ediniminin başlaması oldu. Yeni müşterilerimizin yüzde 40’a yakınını dijital kanallardan ediniyoruz.

TARIM, ÖDEME SİSTEMLERİ VE GİRİŞİMCİLERE ODAKLANACAK

Aran, banka olarak gelecek süreçte odaklanacakları alanlara ilişkin de bilgi verdi. Ödeme sistemleri alanında lider olmayı hedeflediklerini, ıslak imzaların atılmayacağı, tüm iş ve finans döngülerinin dijital platformlar üzerinde gerçekleşeceği “görünmez bankacılığa” örnek olacak ürün ve hizmetleri müşterilerle buluşturacaklarını aktaran Aran, çiftçilere yönelik olarak tarım, teknoloji ve finansı birleştiren alanlarda yeni proje ve ürünler sunacaklarını bildirdi. Aran, girişimcilerin yanında olmaya devam edeceklerini, girişimcilik konusunda da özel bir ihtisas şubesi açacaklarını bildirdi.