Bakan Gürlek'ten 'küresel adalet' mesajı: Türkiye'nin barış vizyonuna vurgu yaptı
Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, Uluslararası Adalet Zirvesi Kapanış Programı'nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin küresel barış ve adaletin tesisi için attığı adımlara vurgu yaptı. Bakan Gürlek, "Zulüm medeniyeti, kalkınmayı harap eder. Dünyanın neresinde zulüm ve işgal varsa emin olun bu durum insanlığın ortak medeniyetinin gelişmesi önündeki en büyük engeldir" diyerek, Türkiye'nin dünyada zulüm altında olan bölgelere gereken desteği vermeye devam edeceğinin mesajını verdi.
Uluslararası Adalet Zirvesi Kapanış Programı'nda açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, küresel krizlere, dünyadaki bölgesel çatışmalara ve Türkiye'nin barış için attığı diplomasi adımlarına dikkat çekti.
"Zulüm medeniyeti, kalkınmayı harap eder. Dünyanın neresinde zulüm ve işgal varsa emin olun bu durum insanlığın ortak medeniyetinin gelişmesi önündeki en büyük engeldir" diye konuşan Bakan Gürlek, Türkiye'nin dünyada zulüm altında olan bölgelere gereken desteği vermeye devam edeceğini belirtti.
"BM ÇÖZÜM MERKEZİ OLMAKTAN ÇIKTI"
BM'nin küresel adalet ve barışı sağlamak için artık yetersiz kaldığını ifade eden Bakan Gürlek, "İkinci Dünya Savaşı'nın olağanüstü yıkımından ibret alınarak kurulan Birleşmiş Milletler artık çözümlerin merkezi olmaktan çıkmış, adeta savaş ve işgallerin meşrulaştığı bir güç haline gelmiştir" dedi.
Bakan Gürlek, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
"DÜNYA UÇURUMA SÜRÜKLENİYOR"
"Bu acıları yaşayan ve onlardan ibret alan nesillerin yerini zamanla yeni nesiller alıyor. Ancak tarihin bu acı deneyimleri unutulduğunda aynı kısır döngü yeniden başlıyor. Küresel adalet ve hukuk bir kenara itilerek dünya yeni bir uçuruma sürükleniyor. Dünya artık bu tür suistimaller karşısında huzur ve güveni, barış ve kardeşliği sürdürmekte zorlanıyor. Dünya yeni bir savaşı taşıyacak güçte değildir. Hele de günümüzde birçok devletin nükleer güce sahip olduğu düşünüldüğünde yaşanacak bir savaşın tahmin edilenden daha çok büyük sonuçlar doğuracağı açıktır. İşte bu sebeple dünyada barışı hakim kılacak tek evrensel zemin, ortak akıl ve vicdanın temsil ettiği adil bir dünya düzenidir. Bu noktada tarihin önemli şahsiyetlerinden biri olan İbni Haldun'un o kıymetli sözünü hatırlatmak isterim. Zulüm medeniyeti kalkınmayı harap eder. Dünyanın neresinde zulüm ve işgal varsa emin olun bu durum insanlığın ortak medeniyetinin gelişmesi önündeki en büyük engeldir. Uluslararası hukuk herkese ve her şartta aynı ölçüyle uygulandığında hem mağdurların yarasına şifa olur hem de hukuka duyulan güven her gün biraz daha büyür."
ERDOĞAN'IN BARIŞ VİZYONUNA VURGU
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bu anlayışla dünya barışına sunduğu katkılar saymakla bitmez. Türkiye'nin bu güçlü liderinin Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere barışın tesisi için ortaya koyduğu gayretler ortadadır. Libya'nın savaştan arındırılması, Suriye'nin istikrara kavuşması, Lübnan'ın toprak bütünlüğünün korunması, Karadeniz'de güvenliğin ve Doğu Akdeniz'de istikrarın sağlanması için ortaya koyduğu bu çabalarda bölgemizde ve dünyada barış ve huzurun iradesinin açık göstergesidir.
Türkiye olarak dünyanın gidişatındaki tehditleri görerek bölgesel istikrara büyük önem veriyoruz. Bu anlayışla öncelikle komşularımızla sorunlarımızı bir bir çözüyoruz. Onlarla olan kültürel bağlarımızı güçlendiriyor. Coğrafi birlikteliğimizi ayrışmanın değil, birlikte yaşamanın temel yeri olarak görüyoruz. Türkiye komşularıyla her zaman dostane ilişkiler geliştirmiştir. Komşu altlara asla önyargı olmamıştır. Körfez Savaşı sürecinde zulüm ve baskılara maruz kalanlara sınırlarımızı açtık. Onları misafir ettik. Aynı şekilde Suriye'de Esad zulmünden kaçan komşu altlara da imkanlarımızı sonuna kadar seferberlere de kapılarımıza açtık. Ancak maalesef Batı'nın insan haklarından dem vuran ve devasa ekonomik güçlere sahip ülkelerinden yeterli desteği görmedik. İnsanlık onurunun Ege'de Aylan bebeklerin şahsında boğulduğunu gördük. Batı medeniyetinin insanlık vicdanında bir kez daha sınıfta kaldığına şahit olduk.
Fon soruşturmasında 187 milyar liralık kazanç mercek altında! 214 kişi ve şirketin listesi TMSF'ye gönderildi
Teknolojinin sunduğu imkanlar kadar beraberinde getirdiği sınır aşan sorunları da birlikte ele almak zorundayız. Küresel dünyada artık hiçbir ülke kendi sınırları içerisinde tek başına adaleti sağlayamaz. Suç ve suçlar da küresel dünyanın koşullarından yararlanıyor. Bizler de değişen suç modellerine ve suçun yayıldığı yeni alanlarla karşı mücadele yöntemlerini geliştirmek zorundayız. karşılıklı güveni, etkili adliye yardımlaşmayı, hızlı bilgi ve dilim paylaşımını hep birlikte güçlendirdiğimizde adalette işbirliğimizle birlikte büyüyecek, hepimiz daha güvende, daha huzurlu olacağız. Bu amaçla uluslararası mekanizmaların işler meseleleri arttırılmalı, aralarındaki uyumu ve bütünselleşmeyi daha da güçlendirmeliyiz. Her hukuk sistemi kendi ülkesinin reform yolculuğunda gelişmeye davet eder.
