Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İstanbul'daki sel felaketiyle ilgili açıklama
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi'nde "Türkiye Maarif Vakfı 10. Yıl Programı"nda konuştu. Erdoğan, İstanbul'daki sel felaketine ilişkin yaptığı açıklamada, "AFAD başta olmak üzere devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmakta, vatandaşlarımıza gerekli ikazları yaparken eş zamanlı olarak sahada tüm tedbirleri almaktadır" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi'nde "Türkiye Maarif Vakfı 10. Yıl Programı"nda konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:
"Öncelikle dün sel ve su baskınlarından etkilenen kardeşlerime 'geçmiş olsun' diyor, hayatını kaybeden üç vatandaşımıza Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. AFAD başta olmak üzere devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmakta, vatandaşlarımıza gerekli ikazları yaparken eş zamanlı olarak sahada tüm tedbirleri almaktadır.
Sağanak yağışların ülkemizin farklı bölgelerinde bugün ve yarın da devam edeceği anlaşılıyor. Yeni sıkıntıların önüne geçilebilmesi için halkımızın resmi kurumlarımızın uyarılarını dikkatle takip etmelerini istiyoruz.
Bugün bir üzüntü verici haberi de maalesef Düzce'den aldık. Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin kardeşimiz Ankara'ya gelirken Kaynaşlı'da geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Gayretine, samimiyetine, Üsküdar sevdasına, bizzat şahit olduğumuz ziya kardeşimize yüce Allah'tan gani gani rahmet diliyor, kederli ailesine, yakınlarına, AK Parti camiasına ve Üsküdar halkına sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Rabbim ruhunu şad mekanını inşallah cennet eylesin.
"ŞAHSIM VE MİLLETİM ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM"
Türkiye Maarif Vakfımızın 10. yılının ülkemiz, milletimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. 10 yıllık süre zarfında vakfımız bünyesinde görev alan, sorumluluk üstlenen Türkiye'nin eğitim vizyonunu dünya ile buluşturan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.
Allah'a hamdolsun 10 sene önce büyük hedeflerle yola revan olan Türkiye Maarif Vakfımız bugün 6 kıtada ve 66 ülkede faaliyet gösteriyor. Dünya genelindeki 611 kurumda 75 bini aşkın öğrenciye kaliteli ve nitelikli eğitim imkanı sunan vakfımızı bugün bir kez daha tebrik ediyorum. Hiç şüphesiz 10 yılda elde edilen bu başarı hepimiz için iftihar vesilesidir. Ancak bizim için mesele sadece rakamlarla sınırlı değildir. Bizim esas başarımız bu rakamların arkasındaki insan hikayeleridir. Bizim için asıl olan Maarif Vakfı okullarında öğrenim gören çocuklarımızın hayatına kattığımız değerlerdir. Asıl olan bize emanet edilen yavruların erdemli, nitelikli, vizyon ve misyon sahibi bireyler olarak kendi ülkelerinin geleceğine yaptıkları katkılardır. Bunun için biz uluslararası eğitimi uzun soluklu bir maraton olarak görüyoruz.
"HER YÖNÜYLE HAYATA HAZIRLIYOR"
Maarif Vakfımız Asya'dan Afrika'ya, Balkanlardan Kafkasya'ya, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan çocuklara ve gençlere yeni imkanlar sunuyor. Onları bilgiyle donatıyor, her yönüyle hayata hazırlıyor. Aynı zamanda bu çocukların farklı kültürlerle güçlü ve samimi bağlar kurmalarını sağlıyor. Okullarıyla, yurtlarıyla, üniversiteleriyle, araştırma ve eğitim merkezleriyle Türkiye'nin maarif tecrübesini farklı kıtalara ulaştırıyor. Bugün Maarif sıralarında eğitim alan gençlerimizin inşallah çok yakın bir zamanda kendi ülkelerine her alanda başarıyla hizmet edeceklerine, kendi memleketlerinin geleceğini şekillendireceklerine yürekten inanıyorum. Bu yönüyle 10. yıl programının geleceği inşa eden 10 yıl başlığıyla tertiplenmesini çok isabetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum.
Türkiye Maarif Vakfımızın 10 yılda ulaştığı bu seviye, iktidarlarımız süresince eğitim alanında imza attığımız tarihi devrimin de yansımasıdır. Son 24 yılda eğitim altyapımızı geliştirdik. Eğitime erişimi ve fırsat eşitliğini sağladık. Kurumsal kapasitemizi kat be kat artırdık. Ders müfredatlarını yeni ihtiyaçlar doğrultusunda düzenledik. Okullarımızın yeşil ve dijital dönüşümlerini gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmaların meyvesini de hamdolsun toplamayı başardık.
"EĞİTİMDE YAŞANAN TARİHİ DÖNÜŞÜMÜN EN NET SEMBOLÜ"
İşte en son PISA 2025 sonuçlarına göre fen bilimleri, matematik ve okuma alanlarında OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke olduk. Yüksek öğretimde aynı şekilde Türk üniversitelerine yönelik ilgi her sene katlanarak arttı. Bundan 10 sene önce 48 bin civarında olan uluslararası öğrenci sayımız bu yıl 380 bine yaklaştı. Sizlerin görev yaptığı ülkelerde Türkiye mezunu doktorlarla, siyasetçilerle, iş adamı, bürokrat, öğretmen, sanatçı, akademisyenlerle karşılaşmak artık sıradan hale geldi. Dünyanın birçok ülkesinde Türkçe konuşan, Türkiye'yi bilen, tanıyan, Türk kültürünü ilgiyle takip eden çok sayıda insana rastlıyoruz. Şunu büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum. Yıllarca kendi evlatlarını kılık kıyafeti, inancı, siyasi görüşü sebebiyle yurt dışına gitmek zorunda bırakmış bir ülkeden bugün kendi çocuklarına birinci sınıf eğitim vermekle kalmayıp her yıl yurt dışından on binlerce öğrenci çeken bir ülke konumuna gelmemiz Türkiye adına elbette büyük bir başarıdır. Eğitimde yaşanan tarihi dönüşümün en net sembolüdür.
Kuşkusuz çok daha gurur verici olan bu vizyonun Türkiye Maarif Vakfı'mız aracılığıyla dünyanın farklı köşelerine taşınmasıdır. Bakınız bugün bir yandan okul öncesinden yüksek öğretime 24 milyonu aşkın öğrenciye nitelikli eğitim veriyor, diğer yandan uluslararası eğitimde inşa ettiğimiz güçlü kapasiteyi Maarif Vakfı gibi kurumlarımızla dost ve kardeşlerimizin istifadesine sunuyoruz. Bu açık söylüyorum; 25 yıl önce hayal dahi edilemeyen bir başarıdır. Bunun ne manaya geldiğini Maarif Vakfı'mızı hedef alanlar bilmeyebilir. Ama bizler ve sizler bu vizyonun neye tekabül ettiğini gayet iyi biliyoruz.
"ÜLKEMİZ BUGÜN KÜRESEL BİR OYUNCUDUR"
Dünyaya ve Türkiye'ye başkalarının penceresinden bakanlar halen farkına varamamış olsalar da ülkemiz bugün küresel bir oyuncudur. Sadece savunma sanayiinde, sadece diplomaside, turizmde, dış ticarette değil, uluslararası eğitim vizyonu itibariyle de artık yeni bir ligdeyiz. İnşallah sizlerin de gayretleriyle bu ligde yükselmeye devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, burada şunu da vurgulamakta fayda olduğuna inanıyorum. Gerek Türkiye Maarif Vakfı, gerekse Yunus Emre Enstitüsü bünyesindeki faaliyetlerimizin hiçbirinde tek taraflı yaklaşım içinde değiliz. Aksine her ülkenin kendi tarihi, dili, kültürü ve eğitim geleneği olduğunun farkındayız. Çalışmalarımızı da bu prensipler ekseninde yürütüyoruz. Her zaman söylüyorum; bakın biz tarihinde sömürgecilik ayıbı olmayan bir milletiz. Bir dönem 24 milyon kilometrekareyi bulan bir alanda hüküm sürdük. Doğrudan yönettiğimiz toprakların üzerinde bugün 45'den fazla ülke var. Ecdadımız insanların diline, kültürüne, adetlerine karışmadığı için bunlar kendi kimliklerini korumuşlardır. Fakat batılı emperyalistlerin pençesine düşen toplumlar hem çok büyük acılar çekmiş hem de kültürel anlamda soykırıma uğramışlardır. Bugün kendi geçmişlerine bakmadan bize çoğulculuktan, bize farklılıklara saygı göstermekten dem vuran ülkelerin yönettiği bölgelerde yüzlerce yerel dil kayboldu, kültürel izler yok edildi, toplumsal hafıza silindi. Yerel halk arasında asırlarca yaşayan adetler müzelik ögeler haline geldi. Görev yaptığınız ülkelerde inanıyorum ki birçoğunuz bunu gördünüz. Ama biz Rum Suresi 22. Ayetinde buyurulduğu üzere renklerin ve dillerin farklı olmasını Cenab-ı Allah'ın yaratmasındaki sonsuz kudretin bir tecellisi olarak kabul ederiz. Dolayısıyla kimsenin diliyle, kültürüyle, derisinin rengiyle, etnik kökeni, meşrebi, mezhebiyle ilgilenmeyiz. Yaradılanı severiz yaradandan ötürü der, yeryüzündeki hiçbir insanı diğerinden ayırt etmez, hiç kimseye kem gözle bakmayız.
Dün olduğu gibi bugün de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Maarif okullarında ev sahibi ülkelerin eğitim mevzuatını, müfredatını ve kültürel özelliklerini dikkate alıyoruz. Türkçe'yi de başka dillerin yerine geçen değil, insanlara yeni kapılar açan, yeni ufuklar kazandıran bir vasıta olarak görüyoruz. Bizi biz yapan, bizi farklı kılan, bizi başkalarından ayıran bu yaklaşımımızı inşallah sonuna kadar koruyacağız.
Kıymetli misafirler, bundan 10 sene önce Türkiye Maarif Vakfımızın kuruluşunda ülkemizin yurt dışındaki eğitim faaliyetlerini güçlü, güvenilir ve kurumsal bir yapıya kavuşturma hedefimiz başarılı bir rol oynadı. FETÖ'nün yurt dışındaki eğitim yapılanmasının yol açtığı sorunların en az hasarla atlatılması da vakfımızın görev ve sorumlulukları arasındaydı. Biliyorsunuz FETÖ yıllar boyunca farklı ülkelerde açtığı okulları, kendi yapılanmasını geliştirmek, örgüte eleman devşirmek, ekonomik imkanlar elde etmek ve uluslararası nüfus kazanmak amacıyla kullandı. Üstelik bu ihanet şebekesi bütün bunları güya Türkiye adına hareket ediyormuş izlenimi uyandırarak yapmaya çalıştı. Türkiye'den beslendiler, milletimizin iyi niyetini, alicenaplığını sömürdüler ama küresel emperyalizme hizmet ettiler, siyonizme uşaklık yaptılar. 15 Temmuz'un ardından FETÖ'yle topyekun mücadeleye hız verdik. Ülkemiz içinde örgütün kolunu bacağını keserken yurt dışında da eğitim kurumu maskesi altında işlettiği fitne yuvalarını dağıtmaya odaklandık.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık etti! Yüksek İstişare Kurulu bir araya geldi
"ÇOK DAHA ACINASI, ÇOK DAHA SEFİL HALE GELECEKLER"
Dışişleri Bakanlığımızın, Maarif Vakfımızın ve diğer kurumlarımızın yoğun çabaları sayesinde 50'yi aşkın ülkede FETÖ bağlantılı okulların tamamen veya kısmen kapatılmasını sağladık. Türkiye Maarif Vakfımız FETÖ'ye ait eğitim kurumlarının devralınmasında önemli sorumluluklar üstlendi. Bu okullardaki öğrencilerin mağdur edilmemesi ve eğitimlerinin kesintiye uğramaması için azami hassasiyet gösterdik. Ortak gayretlerimiz neticesinde çok kısa sürede çok ciddi mesafe aldık. Geçmişte dünyanın farklı bölgelerinde Türkiye'nin imaj ve itibarını kirli ve karanlık emelleri için meşruiyet kalkanı haline getiren FETÖ'nün bugün pek çok ülkede esamesi dahi okunmuyor. Örgüt içi menfaat çatışmalarının tetiklediği yeni itiraflarla birlikte yabancı dostlarımızla bu takiyeci örgütün gerçek yüzünü görmeye başladı. Yarın çok daha acınası, çok daha sefil hale gelecekler. Bu millete ve bu ülkeye yaptıkları ihanetin bedelini hem bu dünyada hem de mahkeme-i kübrada inşallah ödeyecekler. Biz de hukuk ve demokrasi zemininde bunların peşini bırakmayacağız. Tabii burada şunu da altını çizerek söylemek istiyorum; bu noktaya gelinmesinde Türkiye Maarif Vakfımızın gurbeti sılaya çeviren, ulaştıkları her noktaya memleket havası götüren fedakar mensuplarının yani sizlerin emeği çok daha büyüktür. Zor zamanda yük aldınız, engeller karşısında pes etmediniz, bahanelerin arkasına saklanmadan cesaretle elinizi taşın altına koydunuz. Hem aziz milletimizin hem de evlatlarını bize emanet eden ailelerimizin güvenini boşa çıkarmadınız. Sizlerin şahsında Amman'dan Prizren'e, Karakas'tan Kişasa'ya, Lahor'dan Yakarta'ya, dünyanın farklı köşelerinde aşkla çalışan Maarif ailesinin tüm fertlerini yürekten tebrik ediyorum.
Rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı bayrağımızı, o bayrağın temsil ettiği dostluk, kardeşlik, dayanışma ve sevgi mesajlarını dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Unutmayın bu kutlu yolculuk henüz yeni başladı. İnşallah çok daha büyük başarılara birlikte imza atacağız.
Sadece tarihiyle değil hedefleriyle de büyük bir milletin üyeleri olduğunuzu aklınızdan çıkarmadan, bulunduğunuz ülkelerde Türkiye'yi en güzel şekilde temsil etmenizi bekliyorum. Sizlere güveniyor, Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle Türkiye Maarif Vakfımızın 10. yılı bir kez daha hayırlara vesile olsun diyor, bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve çalışma arkadaşlarımıza Rabbimden üstün başarılar temenni ediyorum.
Vakfımızın gösterdiği ülkelerin bu faaliyetlerle daha zengin hale gelmesini devlet ve hükümet başkanlarına, eğitim kurumlarına ortak çalışmalarımıza yaptıkları katkılardan ötürü aynı şekilde şükranlarımı iletiyorum. Birazdan Maarif Ödüllerini takdim edeceğimiz öğrenci ve öğretmenlerimizi tebrik ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla."
