Kaydet
a- | +A

Hazret-i Ebû Bekr "radıyallahü anh" önceleri tüccâr idi. Sefer ve ticâret yapardı. Ekserî Şâm'a giderdi. Seferde iken, bir gece rü'yâ gördü. Şöyle ki;

Gökden Ay indi.

Kucağına girdi.

O da iki eliyle onu kucakladı ve sînesine bastı.

Sonra uyandı.

Yemlîhâ adında meşhûr bir râhib vardı.

Ona varıp, rü'yâsını ta'bîr etdirdi.

Râhib sordu:

"Sen nerelisin?"

Ebû Bekr dedi:

"Arz-ı Hicâzdanım"

"Ne iş yaparsın?"

"Tüccârım."

Râhib bu defâ;

"Ey Arabistanlı kişi. Bu rü'yâda, sana büyük müjdeler vardır. Ta'bîrini istersen, ücretini ver" dedi.

Hazret-i Ebû Bekr;

"Pekâlâ" dedi.

Oniki dînâr verdi.

O zaman râhib;

"O Ay ki, gökten sana indi. Âhır zamân Peygamberidir. Yakında zuhûr edecektir. Sen Onun hayâtında iken vezîri, sonra da halîfesi olursun" diye tâbir etti.

Ve ardından;

"Ona yetişirsen, bana haber ver ki varıp îmân edeyim, Eğer ölmüş olursam, Ona selâmımı ulaştır. Ben Onun dînine girdim ve ümmetinden oldum. Beni âhırette şefâ'atinden unutmasın" diye tembih etti.

Hazret-i Ebû Bekr;

"Memnun oldum" dedi.

Ve ondan bir mektup istedi.

Râhib, Resûlullaha hitâben oniki satırlık bir mektûb yazıp, hazret-i Ebû Bekr'e verdi. (Devamı yarın)

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com