Kaydet
a- | +A

Bağdat evliyâsından olan Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin sevdiği bir talebesi vardı.

Bu, bir gün şeytanın vesvesesine aldanarak;

"Ben artık kemâle geldim. Sohbete gitmesem de olur" diye düşündü kendi kendine.

Ve gelmedi sohbete.

O gece bir “rüyâ” gördü.

Ama rüyâ, şeytânî idi.

Yeşilliklerde geziniyordu.

Leziz yemekler yiyordu.

Serin şerbetler içiyordu.

Uyanıp, “cennete girdim" diye tâbir etti bu rüyâyı.

İyice inanmıştı kemâle geldiğine.

Ancak Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri, onu bu şeytânî hâlden kurtarmak için ziyâretine geldi o gün.

Birlikte oturdular.

Ve sohbet ettiler.

Bir ara ona;

“Rüyâda bir daha cennete girersen ‘Lâ havle…’ duâsını oku” buyurdu.

Genç, o gece rüyâ gördü.

Yine cennete girmişti...

Tembihi hâtırladı...

"Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" dedi.

O anda yeşillikler gitti.

Bir çöplükte buldu kendisini.

Ve uykudan uyandı...

O hâlin "şeytânî" olduğunu anladı...

Tövbe edip koştu hocasının huzuruna.

Büyük velî;

“Evlâdım! Her Müslüman, bir mürşid-i kâmile muhtaçtır. Mürşidi olmayana şeytan musallat olur” buyurdu.

ÖNE ÇIKANLAR