Kaydet
a- | +A

Dâvûd-i Tâî hazretleri bir gün pazara çıktı. Tâze hurma görüp almak istedi. Fakat yanında o kadar parası yoktu. Tezgâha yanaştı.

Hurma satıcısına;

"Bana, parasını yarın ödemek üzere bir dirhemlik hurma verir misin" dedi.

Hurmacı baktı.

Ve cevâben;

"Veresiye satmıyorum" deyince, ayrılıp gitti. Ancak satıcı, bu zâtın Dâvûd-i Tâî hazretleri olduğunu öğrenince çok üzüldü.

Peşinden koştu.

Ve Ona yetişip;

"Özür dilerim sizi tanıyamadım, lütfen affedin" dedi ve içinde yüz dirhem olan bir kese çıkardı.

Ve o zâta uzatıp;

"Bu benim hediyemdir lütfen kabûl buyurunuz" dedi.

Hazreti Dâvûd;

"Ben nefsimi tecrübe etmiştim. Çok şükür şu dünyâda bir dirhem kadar bile îtibârı olmadığını kendi de gördü" buyurdu.

BÜYÜK DERT

Dâvûd-i Tâî hazretleri dâima hüzünlüydü. Geceleri Hak teâlâya yalvarır, duâ ederdi.

Bir gece kalktı.

Ve ellerini açıp;

"Yâ Rabbî! Sana olan korkum ve sevgim bende büyük dert olup, öbür dertlerimi unutturdu" dedi.

İLK MÜRŞİT

Bir gün bu zâta; "Bir annenin birinci vazîfesi nedir efendim?" diye sordular.

Büyük velî cevâbında;

"Annenin birinci vazîfesi, çocuklarına dînini öğretmektir. Dînini bilen çocuk, kötü arkadaşlara aldanmaz. Annesi babası gibi, hâlis bir Müslümân olur" buyurdu.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com