Kaydet
a- | +A

Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) halifeliği zamanında bir deve palanını düşür- müştü. Halife o palanı alıp devenin peşinden süratle giderken terledi. Derken Hazret-i Ali (radıyallahü anh) ile karşılaştılar.

Hazret-i Ali;

"Yâ Emîr-el müminîn! Bu ne hâldir?" diye sordu.

Hazret-i Ömer;

"Ey kardeşim Ali. Bu deve beyt-ül-mal'ındır. Palanını düşürmüş. Onu bulup yine arkasına koymak isterim. Böylece hilafetimizde beyt-ül-mal'a ziyan vermiş olmayalım" buyurdu.

Ali bin Ebi Talib;

"Yâ Emîr-el müminîn! Birini gönderseniz olmaz mıydı?" deyince;

"Yâ Ali! Bu iş benim işimdir. Kıyamet günü benden sorarlar. Onun için kendi işimi kendim görüyorum" buyurdu.

O bu sözü işitti.

Bir "ah" çekti.

Sonra ağlayıp;

"Yâ Ömer! Sen, senden sonra gelenlere rahat koymadın. Zira onlar, senin gittiğin yolda gidemezler" dedi.

NİÇİN AĞLIYORSUN?

Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) bir gün ağlıyordu.

"Niçin ağlarsın?" dediler.

Cevabında;

"Niçin ağlamayayım. Fırat kenarında bir oğlak zayi olsa, yarın kıyamet gününde Ömer'den sorulur!" buyurdu.

Yine naklolunur ki:

Bir yolda yürüyordu.

Yerde bir çöp gördü.

Bu saman çöpünü görünce; "Ne olaydı, ben bir saman çöpü olsaydım. Ne olaydı, annem beni doğurmasaydı. Ne olaydı, bilinen, hatırlanan bir kimse olmasaydım!" buyurdu.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com