İbrâhim bin Edhem hazretleri hükümdârken bir gün adamlarına emretti:
"Atımı getiriniz!"
Derhâl getirdiler.
Av köpeğini aldı.
Ve ava çıktı.
Az sonra bir geyik gördü ileride. Onu yakalamak için mahmuzladı atını. Ancak gâipten bir ses duydu...
Hemen durdu.
Ve dinledi sesi.
Ona hitâben;
"Ey İbrâhim! Sen bunun için yaratılmadın" deniyordu kendisine.
Sağa sola baktı.
Kimseyi göremeyince atını mahmuzlayıp devâm etti yoluna.
Bir müddet gitti.
O sesi yine işitti.
Daha gür olarak kendisine hitâben; "Ey İbrâhim! Sen bu işler için yaratılmadın" diyordu.
Durdu, düşündü...
Bir şey anlamadı.
Kendi kendine;
“Bunda bir hikmet var" deyip, geri döndü.
Bir çobana rastladı.
Kendi elbisesini çıkarıp ona verdi.
Çobanın abâsını giydi.
Ve terk etti o yeri.
Merv şehrine doğru at koştururken bir kör adamın, köprüde yürürken ayağı kayıp düştüğünü gördü!
Ânında durdu.
Ve el kaldırıp;
"Ey ulu Allah’ım! Sen onu koru" diye duâ etti içinden...
Adamcağız tam suya düşecekti ki, yavaşça süzülüp karaya iniverdi.

