Kaydet
a- | +A

Evliyanın büyüklerinden "Ebu Ali Cürcanî" hazretleri, "Zengin" olmasıyla meşhurdu o yörede. Bir gün, iki kişi oturmuş onu konuşuyorlardı. Biri,

- Bu zat çok zengindir, dedi. Öbürü tasdik etti onu. - Evet, biliyorum. - Nasıl bu kadar zengin olmuş acaba? - Bilmem. Onlar böyle konuşurken oraya geldi mübarek. O gelince sustular tabii. Onlara bakıp buyurdu ki: - Evet, dünyalığımız çoktur. Ama dünya, kalbimizde değil bizim. Cebimizde.

Paranın yeri cep''tir Anlıyamayıp sordular: - Cebinizde mi? Nasıl yani? - Paranın yeri ceptir, cüzdandır. Ama kalp değildir. Kalbe para sevgisi girdi mi, o kalpten hayır gelmez.

Ve ekledi: - Kalp, "Allah sevgisi"nin yeridir, "Para"nın değil. O anda kalplerinden "Dünya sevgisi"nin çıktığını, yerine "Allah sevgisi"nin girdiğini hissettiler. Artık talebesi olmuşlardı bu büyük Velinin.

*** Bir gün de, - Evliya zatların ne gibi hususiyetleri vardır? diye sordular. Buyurdu ki: - Onlar öyle kullardır ki, onlar görülünce "Allah" hatırlanır. Bazı semavi kitaplarda, "Benim Velî kullarımdan birine eziyet eden, bana harp ilan etmiş olur" buyurulmuştur.

Üzen, iflah olmaz - Yani onları üzen iflah olmaz, öyle mi? - Aynen öyle.

- Ya onları sevip sevindirenler? - Onlara müjdeler olsun. Mutlaka mükafatını görürler bir gün.

*** Bir gün de, - Başkalarının hata ve kusurlarını araştırmıyalım. Kendi kusurlarımıza bakalım, buyurdu.

Sonra cemaate dönüp, - Niçin? diye sorun bakalım, buyurdu. Bunun üzerine sordular: - Niçin hocam? Buyurdu ki: - Başkasının günahından biz mesul değiliz ki. Bize, bizim günahlarımız sorulacak.

E-mail: auyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 Fax: (0 212) 454 38 29