Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Hangisi gerçek CHP?..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Başlık biraz garip gelebilir. Ancak fiilî durum, CHP’nin tüzel kişiliğinin temsili ve buna dair icraat ile alakalı konularda ciddi bir kaosu gösteriyor. Bugünkü parti grup toplantısı bunun bariz örneği…

Hâlihazırda kaç tane CHP var? Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıkladığı programa göre, bugün saat 13.30’da Cumhuriyet Halk Partisi Grup Toplantısı yapılacak… Ancak grupta kimin konuşacağı konusunda kafalar karışık. Genel Başkan olarak Kemal Kılıçdaroğlu mu yoksa Grup Başkanı sıfatıyla Özgür Özel mi konuşacak? Özel’in Grup Başkanlığı seçimi tam olarak prosedüre uygun biçimde yapıldı mı? Bu konuda ardı arkası kesilmeyen tartışmalar var. Parti Genel Merkezi Özel’in Grup Başkanlığı statüsünü onaylamıyor… Grup toplantısının nasıl yürütüleceği konusunda da belirsizlikler var. Mesela Grupta konuşma yapacak kişiyi kim kürsüye davet edecek? Velhasıl CHP’de iç karışıklık oldukça fazla. Genel Başkan’ın iradesine aykırı olarak, Özgür Özel, daha önce yaptığı tartışmalı toplantıya bir yenisini eklemek istiyor… Burada soru şu: Özgür Özel, Butlan Kararı akabinde, genel başkanlık sıfatını kaybetmeyi kabullenip, yeni konumunu GRUP BAŞKANI olarak kabul ettirmeye çalışırken, aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını da tasdik etmiş olmuyor mu? Grup Başkanı da genel başkana bağlı değil mi? Hâl böyle iken, Özel; Kılıçdaroğlu’nun açık muhalefetine rağmen neden, Grup toplantısını kendisi yapmak istiyor? Bu tutum hukuki midir? Parti tüzüğüne ne derece uygundur? Aslına bakarsanız CHP’de paralel ikinci bir merkezin zoraki işleyişi söz konusu. Bu duruma Kılıçdaroğlu ekibinden, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak da dikkat çekiyor…

“Durumu ibretle izliyorum” diyen Öztrak, "Meclis'te paralel Genel Merkez oluşturulduğu" değerlendirmesinde bulunurken, partinin düşürüldüğü durumdan kimlerin sorumlu olduğuna da işaret ediyor. Öztrak, Meclis'teki basın toplantısında, CHP'ye yönelik mahkemenin verdiği "mutlak butlan" kararının ardından, partinin Genel Başkanının Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu belirterek şunları söyledi: "Partimize daha fazla yargı müdahalesine yol açmamak, bir an evvel iktidar yürüyüşümüzü başlatmak için mevcut yönetimle birlikte sorunları kendi içimizde istişare ederek çözmemiz gerekir…" Bu istişare ve uzlaşma zemininin nasıl oluşturulacağı hayli karmaşık bir mesele. Gerçi CHP’nin geçmişi bu durumlara pek yabancı değil. Sebepler farklı olsa da 1990’lı yıllarda, CHP ile SHP arasında Parti’nin tüzel kişiliğinin esasen hangi tarafta olduğu yolunda, ardı arkası kesilmeyen siyasi polemikler hüküm sürmüştü… Yine o dönemde SHP içinde Grup Konuşmasının kim tarafından yapılacağı hususu bir problem olarak ortaya çıkmıştı…

Faik Öztrak, "CHP'nin içinden geçtiği sıkıntılı sürece, Özgür Özel yönetiminin 2024'ten sonra yaptığı hataların da önemli katkısı olduğunu" dile getirerek, yapılan son yerel seçimlerde CHP'nin birinci parti olmasına rağmen, parti yönetiminin derhâl erken seçime gitmek istemenin yerine, iktidarla normalleşme süreci başlattığını, Özel ve yönetiminin iş başına geldikten sonra kutuplaştırma politikası izlediğini, partinin kötü yönetildiğini ve kırılganlaştırıldığını söylüyor.

CHP’nin ağır toplarından olan Öztrak; Özel ve ekibinin hiç de gündeme getirilmesini istemediği şeyleri dile getiriyor. “Mazisi asrı aşan bir partinin laf oyunlarıyla değil şeffaflıkla, hesap vererek yönetilmesi gerektiğini” ifade eden Öztrak, "Bunu yapmamanın sonuçlarını Manavgat'ta, Uşak'ta gördük. Belediye başkanlarına önce sahip çıkıldı, sonra da kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmek zorunda kaldı. CHP hepimizin baba evidir ama hiçbirimizin babasının dükkânı değildir. Dönemin Genel Merkez yönetimi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili iddiaları reddetmeyi partimizin yegâne gündemi hâline getirdi. Halkımızın yoksulluğunu, işsizliğini, hayat pahalılığını, dışlanmışlığını ıskalamamıza sebep oldu." açıklamalarında bulundu.

Öztrak, CHP yönetiminin yargı kararıyla görevden alınabilecek noktaya gelmesinin partinin çatısı altındaki herkesi üzeceğini ancak söz konusu iddiaların da göz ardı edilemeyeceğini belirterek, şöyle konuştu: “Mahkeme şöyle, önceki yönetim böyle, diyenlere de sorarlar, en yakınlarınızın kurultayda, delegenin iradesini satın almak için operasyon yapıldığına dair itiraflarını ne yapacağız? İradesini fesada uğratmak için delegeye kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı, CHP'li belediyelerde iş vadedildiği iddialarını nereye koyacağız? Mahkemece sabit görülen 'seçim ve oylamalara hile karıştırıldığı' hususunu yok mu sayacağız? Butlanın başımıza gelmesinde, bu işlere bulaşarak partiyi yargı müdahalesine açık hâle getirenlerin hiç mi suçu yok? Atatürk’ün partisinin kapatılacağı söylentilerine 'Hadi oradan' diyemeyip, alternatif parti kurmaya çalışanların hiç mi sorumluluğu yok? Asırlık çınarımızı, baba evimizi böyle mi savunacağız? Makamlarından, ünvanlarından bir türlü vazgeçemeyenlerin şimdilerde de Meclis'te paralel genel merkez oluşturarak partiyi nasıl tahrip etmeye çalıştıklarını ibretle izliyorum. Baskın bir kapalı grup toplantısı düzenleyip kendini grup başkanı seçtirmek, 'Tanımıyorum' dediğin butlan kararını tanıyıp artık genel başkan olmadığını kabul etmektir."

Evet, Öztrak’ın seslendirdiği konular oldukça gerçekçi ve CHP’nin şayet becerebilirse, ARINMA ameliyesinde esas başlıklardır. Özel bugün için şartları kendince zorlamaya çalışıyor… Lakin bu zorlamanın netice vermeyeceğini de peşinen kabullenmiş gibi. O sebeple yeni parti kurma veya mevcut partilerden biriyle bütünleşip yola devam etme noktasında karar verme aşamasında… Hatta bu konuda ilk teşebbüs olarak, DSP’nin kapısını çalması, Özel adına biraz da hayal kırıklığı olarak tecelli etti. Sonuç ne olursa olsun son bir buçuk yıllık zaman zarfında, CHP içinde cereyan eden hadiseler ve bu gelişmelere karşı, Özgür Özel ile ekibinin gösterdiği veyahut gösteremediği reaksiyon, sonunda onu bir yol ayrımına getirmiş bulunuyor. Büyük ihtimalle Özel ve destekçileri için, CHP Çatısı artık bir sığınak olmaktan çıkacak gibi görünüyor...

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...