Kaydet
a- | +A

Fudayl bin İyâd hazretleri, gençliğinde eşkıyâlık yapardı. Bir gün adamları, büyük bir kervanın geleceğini haber aldılar. Kervandaki birinin çok malı vardı.

Pek çok da altını.

Onları farkedince;

"Eyvâh, mallar gitti, bâri altınları kurtarayım" diye düşünüp, indi deveden. Onları saklayacak bir yer ararken ilerde bir çadır görüp içeri girdi. Baktı, bir genç namaz kılıyor.

Oturup bekledi.

Namazı bitince;

"Delikanlı, eşkıyâlar bizi soyacak, şu altınları sana emânet bırakıp, sonra alsam olur mu?" diye sordu.

Genç adam;

"Tabii olur" dedi.

Sonra bir yeri gösterip; "Onları şuraya koy" deyip, namazına devam etti. Adam altınları oraya koyup çadırdan ayrıldı.

Kafileye döndü.

Bir de ne görsün.

Kimin nesi varsa gasbediyorlar. İçinden; "Altınlarım emniyette" diye seviniyordu.

Soygun işi bitti.

Eşkıyalar gitti.

O da altınlarını almak için gidip çadıra girdiğinde şaşıp kaldı. Zîrâ eşkıyâlar, gasbettikleri malları o gence arzediyorlardı.

Meğer genç adam hepsinin reisiymiş.

Hazret-i Fudayl, adamı kapıda görünce; "Gel, altınlarını al!" diye seslendi. Adam gidip aldı, fakat bu olanlardan hiç birşey anlamadı.

Eşkıyâlar o gence;

"Sen ne yaptın ey Fudayl, biz topladık, sen dağıtıyorsun" dediler.

Fudayl başını eğdi.

Sonra onlara bakıp;

"O bana hüsnü zan etti. Onun hüsnü zannını boşa çıkarmam uygun olmazdı. Benim de Rabbime hüsnü zannım var. O da benim bu zannımı boşa çıkarmaz ve beni bu pis işlerden kurtarır" dedi.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com