(Dünden devam)
Kureyş kâfirlerinden dört beş kişi atlarına binip ve hazret-i Alî'nin (radıyallahü anh) yoluna gelip;
"Geri dön, yoksa seninle cenk ederiz!" dediler.
Hazret-i Alî durdu. Yükleri yere indirdi ve müşriklere saldırdı!
Allahü teâlâ (celle celâlüh), Hazret-i Alî'ye fırsat ve kuvvet verdi.
Onlara gâlip geldi.
Müşrikler yenildiler ve geri dönüp gittiler.
Hazret-i Alî daha sonra yerden hâne-i saâdetin yüklerini kaldırıp Medîne yoluna revân oldu.
Bir müddet sonra Mikdat bin Esved adında bir Kureyşî karşısına çıktı...
Mâni olmak istedi.
Hazret-i Alî atından indi.
Ve karşılıklı cenk ettiler.
Miktad henüz îmân etmemişti.
Alîyy-ül Mürteza hiç aman vermeyip bir darbeyle onu atından yere yıktı.
Göğsünün üzerine çıktı...
Îmâna dâvet eyledi.
O da itiraz etmedi.
Seve seve yerden kalktı.
Cân-ı gönülden kabûl etti.
Ve şehâdeti getirdi. Müslüman oldu.
Bunun bir oğlu, Kerbelâ'da Hazret-i Hüseyin'in uğruna canını fedâ etmiştir.
● ● ●
Abdullah bin Mes’ûd der ki:
Resûlullahın huzûrundaydım. Alî bin Ebî Tâlib'den soruldu. Efendimiz cevaben;
"Hikmeti on kısma taksîm ettiler. Dokuz kısmını Alî bin Ebî Tâlib'e, bir kısmını sâir insanlara verdiler" buyurdu.

