Alîyyül Mürteza (radıyallahü anh) Mekke'den ayrılıp gittikten sonra Ebû Cehil melunu Kureyş müşriklerini topladı.
Ve onlara hitaben;
"Ey Kureyşliler! Niçin susarsınız? Muhammed'in evi burada oldukça bizimle düşmanlık etmez. Bu işe mâni olalım” dedi.
Kudurmuş gibiydi! Müşriklerin her biri;
"Şöyle yaparız, böyle yaparız!" dediler.
Ama kuru gürültüydü.
Sonra karar verip;
"En iyisi Abbâs'a gidip söyleyelim. İcâbında tehdit edelim. O bir şeyler yapsın" dediler.
Ve onun evine geldiler. Kapısını çalıp;
"Yâ Abbâs! Var kardeşinin oğluna nasîhat eyle ki Muhammed'in evini götürmesin. Yoksa Onunla aramız açılır, ona göre" dediler.
Güya tehdit ettiler!
Hazret-i Abbâs kalktı.
Ve İmâm-ı Alî'ye gitti.
Müşriklerin sözlerini ona söyledi.
Şâh-ı merdan;
"Ey Amca, inşallah ben yarın Resûlullah’ın evinin eşyasını götüreceğim. Yoluma kim çıkarsa cenk ederim!" dedi.
Hiç kulak asmadı. Hiç de korkmadı.
Hazret-i Abbâs, Kureyş kâfirlerine bunu söyleyince onlar huzursuz oldular.
Ve onu şehirden çıkarmamak için sözleştiler.
Hazret-i Alî de (radıyallahü anh), Resûlullah’ın eşyasını kaldırıp yola revan oldu... (Devamı yarın)

