Kaydet
a- | +A

Efendimiz "aleyhisselâm" son hastalığında hazret-i Fâtıma'yı huzûruna çağırdılar. O da koşup geldi.

Onu sinesine çektiler.

Gizli bir şey söylediler.

Hazret-i Fâtıma ağladı.

Sonra başka bir şey söylediler.

O zaman da güldü.

Bu hâl, hazret-i Âişe'ye garib geldi.

Ve sordu hemen:

"Aynı anda hem ağlamak hem gülmek olur mu yâ Fâtıma?"

Hazret-i Fâtıma;

"Olur" dedi.

Ve; "Babam vefât edeceğini haber verdi. Üzülüp ağladım. Sonra da; "Ehl-i beytimden bana ilk gelen sen olacaksın" buyurdu. Ona da sevinip güldüm" diyerek izah etti.

SİZİN SÂYENİZDE

Bir gün, Resûl-i ekrem Efendimiz, hazret-i Cebrâil'e;

"Yâ Cebrâil, Hak teâlâ benim için; "Seni rahmet olarak gönderdim" buyuruyor. Bu rahmetten sana da nasîb oldu mu?" diye sordu.

Hazret-i Cibrîl;

"Evet oldu" dedi.

"Nasıl oldu?" buyurunca;

"Arz edeyim" dedi.

Ve şöyle anlattı:

"Hak teâlânın kudret ve azameti karşısında korkudaydım. Vaktâ ki, zâtınıza iki âyet getirdim. O iki âyette, benim "emîn" olduğum bildiriliyordu. Sâyenizde Rabbimizin meth-ü senâsına kavuştum. Korkum gitti, rahatladım. Bu, bana büyük rahmet oldu."

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com