Kaydet
a- | +A

Bağdat'ta yetişen ve kabr-i şerîfi Bağdat’ta olan velîlerden Ebül Hüseyin Nûrî hazretlerinin sohbetine, mevkî sâhibi bir kişi geldi bir gün.

Ancak mağrurdu.

Gururlu ve kibirliydi.

Mevkîsine güveniyordu.

Herkese tepeden bakıyordu.

Oturdu sohbet halkasına.

O esnâda Ebül Hüseyin Nûrî hazretleri, sevdikleriyle sohbet ediyordu...

Bu mağrur gelince, mevzuyu değiştirdi.

Ve ordakilere;

“Ben bu gece, mânâlı bir rüyâ gördüm” dedi.

Sordular:

“Ne gördünüz hocam?”

Buyurdu ki:

“Sultan olmuşum. Muhteşem bir tahtta oturuyorum. Etrâfımda hizmetçiler fır dönüyor, emrimi bekliyorlar. Bir saltanat ve ihtişam içindeyken uyandım birden.”

Yaşlıca bir sevdiği vardı.

Bu zâta dönüp;

“Rüyâ değil mi hocam, elbette ki bitecek” dedi.

Büyük velî, ona;

“Evet, bir anda bitti ve hayâl oldu saltanatım. Bu dünya da, dünya makamları da böyle geçici ve aldatıcıdır. Bunlarla mağrur olmak, kibirlenmek, mümin olan kişiye hiç yakışmaz” buyurdu.

Adam almıştı alacağını.

O gün attı gururunu.

Tevâzuya büründü.

Ölünceye kadar da hep böyle “başı önünde” yaşadı.

Tam bir tevâzu içinde...

ÖNE ÇIKANLAR