Kaydet
a- | +A

Bir gün Abdurrahmân bin Avf'a "radıyallahü anh" yemek ikram ettiler. Oruçlu idi. Tam iftar edeceği zaman, bir hâtırasını anlattı: Uhud günü, benden çok hayırlı olan Mus'ab bin Umeyr şehîd düştü. Onu bir kumaş parçası ile kefenledik.

Bezi başına çektik.

Ayakları açık kaldı.

Ayaklarına çektik.

Başı açık kaldı. Sonra Hazret-i Hamza şehîd oldu. O da benden hayırlı idi. Sonra dünyâ bize açıldı. Türlü türlü ni'metlere kavuştuk. Allah bizi affetsin, dedi.

Müteessir olmuştu.

Ağlamaya başladı.

İftârını bile unuttu...

KORKUYLA İLERLEDİM

Yine O anlatıyor: Bir gün Peygamberimizi "aleyhisselâm" tâkib ettim. Hurmalık bir yere girip, secdeye kapandı. Secdesi uzayınca; "Amân Yâ Rabbî! Resûlullaha bir hâl mi oldu?" diye düşünerek yanına yaklaştım. Mübârek başını kaldırıp sordu:

"Sen kimsin?"

"Abdurrahmânım."

"Bir şey mi oldu?"

"Yâ Resûlallah! Secdeniz o kadar uzadı ki size bir hal olmasından endîşe ettim" dedim. Bunun üzerine; "Cibrîl-i Emîn geldi ve; "yâ Muhammed, kim sana salât ve selâm getirirse Cenâb-ı Hak da ona selâm eder" müjdesini verdi. Bunun için secde-i şükre vardım, buyurdu.

Aradan günler geçti.

Efendimiz vefât etti.

Âhireti şereflendirdi.

Abdurrahmân bin Avf "radıyallahü anh" Resûlullahın âhirete teşrîflerinden sonra O'nunla geçirdiği günleri hâtırlayıp ağlar; "O'nun vefâtıyle bizim için dünyânın hiç kıymeti kalmadı" derdi.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com