Kaydet
a- | +A

Mısır’da yetişen evliyâdan Zünnûn-i Mısrî hazretleri henüz doğru yolu bulmamıştı ki, bir gece fakirlerle sabahlamıştı bir yerde.

Sabahleyin uyandı.

O gün bir “küp” gördü.

Toprağa gömülüydü.

Eşeleyip çıkardı ki içi “altın” dolu.

Ve “Allah” yazısı vardı kapağının iç yüzünde.

Bu yazıyı görünce çok sevindi...

Öyle ki; “altını” görünce bu kadar sevinmemişti.

Altınları dağıttı fakirlere. Kendisine sâdece o kapağı ayırıp, onu almakla “kârlı” buldu kendisini. Zîra ona göre; altından kat kat daha kıymetliydi o kapak.

Çünkü onun içinde,

“Allah” yazısı vardı.

O yazıyı öpüp koydu başına.

O gece nûrlu bir “zât” girdi rüyâsına.

Ve sevgiyle bakıp;

“Seni tebrik ederim. Sen, Allah ismini böyle azîz tuttuğun gibi Allahü teâlâ da seni azîz tutup yüceltsin” buyurdu.

Uyanınca gördü ki;

Kalbi 'nur’la dolmuş.

Kalp gözü açılmış.

Yaratılıştan müsâitti zâten. Kısa zamanda “büyük evliyâ” oldu.

● ● ●

Bu zât bir gün sevdiklerine;

“Rastgele kimselerden ve rastgele kitaplardan islâmiyet öğrenilmez” buyurdu.

Sordular ki:

“Nereden öğrenilir efendim?”

Büyük zat;

“İslâmiyet, sâdece Ehl-i sünnet olan âlimlerden veyâ o âlimlerin yazdığı fıkıh kitaplarından öğrenilir” buyurdu.

ÖNE ÇIKANLAR