Kaydet
a- | +A

Abdullah İbni Mes'ud (radıyallahü anh) der ki: Resulullah'ın Kureyş'e beddua ettiğini hiç işitmedim. Yalnız bir gün Kâbe-i şerif yanında namaz kılıyordu.

Ebu Cehil oradaydı.

Yandaşları da vardı.

O esnada bir kişi geldi ve sürüklediği bir deve işkembesini oraya bırakıp geri gitti.

Ebu Cehil bunu gördü.

O işkembeye baktı.

Yandaşlarına döndü.

Ve "Şu iğrenç işkembeyi kim götürür de Muhammed secdeye inince sırtına koyabilir?" dedi.

*

Bir tanesi fırlayıp "Ben yaparım" dedi.

O bedbaht, Ukbe bin Ebi Muayt kâfiriydi. Bu çirkin işe girişip onu aldı ve Efendimiz secdeye inince götürüp üzerine bıraktı.

Efendimiz fark ettiler.

Ve secdeden kalkmadılar.

Onlarsa gülüşüyorlardı.

*

İbni Mes'ud der ki: Ben uzaktan baktım, lâkin müşriklerin korkusundan yanına varamadım. Nihayet müminlerden biri Hazret-i Fatıma'ya koştu.

Bu işi haber verdi.

Az sonra o geldi.

Ve koşup o murdar şeyi mübarek babasının üzerinden kaldırdı. Efendimiz secdeden kalktılar.

Ancak üzülmüşlerdi.

Çok da kırılmışlardı.

*

Bunu yapanların isimlerini tek tek sayıp "Yâ Rabbî! Bunları sana havale ediyorum!" buyurdular.

İbni Mes'ud der ki:

"Vallahi onların hepsi Bedir'de katledildi. Müminler, onların leşlerini ayaklarından sürüyerek Bedir kuyusuna bıraktılar" demiştir.

--------

www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com