Kaydet
a- | +A

Ebû Zer-i Gıfârî "radıyallahü anh" hazretlerinin adı Cündeb idi. Îmân etmeden önce yol kesiciydi. Ama zamanla bu iş ona mânâsız geldi.

Putlardan soğudu.

Ve kendi kendine;

"Yaratıcı tek olmalı" diyordu.

Onun için sık sık;

"Lâ ilâhe illallah" derdi.

O günlerde Meke'den biri geldi.

Ve tesadüf Cündeb'le tanıştı.

Onun sık sık;

"Lâ ilâhe illallah" dediğini duyunca;

"Tuhaf şey" dedi.

Cündeb sordu:

"Nedir tuhaf olan?"

"Bu senin dediğini Mekke'de de söyleyen biri var. Adı Muhammed, Peygamber olduğunu söylüyorlar" dedi.

Cündeb fırladı ayağa.

"Buldum" dedi.

Kardeşi Üneys'e;

"Yâ Üneys, Mekke'ye git! Orada Peygamberliğini îlân eden zât ile görüş ve bana Ondan haber getir" dedi.

O da "peki" deyip gitti.

Efendimiz'i gördü.

Sohbetini dinledi.

İhsânlarına kavuştu.

Dönüp Cündeb'e;

"Çok büyük bir zât âbi. İnsanlar Onun için şâir, kâhin, sihirbâz diyorlarsa da aslı yok. O gerçekten Peygamber" dedi.

Cündeb;

"Ben de göreyim" dedi.

Ve Mekke'ye geldi.

Hazret-i Alî onunla tanışıp;

"Bize gidelim" dedi.

Ve Onu evine götürdü... (Devamı yarın)

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com