Kaydet
a- | +A

Kabr-i şerîfi Nişabur’da olan Ebû Ali Dekkak hazretlerine;

“Efendim, namaz kılarken, sinek kovan kimse için ne dersiniz?” diye sordular.

O da şöyle anlattı:

Sultan Mahmud Gaznevî'nin, “Ayaz” adında bir veziri vardı.

Edebiyle meşhurdu.

Bir gün huzurdaydı.

Ayağını azıcık oynattı.

Sultan bunu fark etti.

Ve kendi kendine;

“Ayaz böyle yapmazdı, herhâlde bir özrü var?” dedi.

Nihâyet Ayaz çıktı.

Sultan, birini çağırıp;

“Ayaz'ı tâkip et, bana bilgi getir!’ diye emretti.

Ayaz, köşeyi döndü.

Pabucunu çıkarıp silkeledi.

İçinden bir “akrep” düştü...

Onu oracıkta ezip;

“Pis hayvan! Sultânın huzûrunda ısırıp, edebimi bozdurdun!" dedi.

Memur bunu gördü.

Gelip sultâna bildirdi.

Sultan, Ayaz'ı çağırıp; “Ey Ayaz! Huzûrumda edebini bozmaya seni mecbur eden şey neydi?” diye sordu.

O, boynunu büküp;

“Sultânım! Kölenin işi kusur işlemek, Sultânınki affetmektir" dedi.

Sultan;

“Affettim, sebebini söyle” dedi.

Ayaz cevâben;

“Sultânım! Bir akrep peş peşe ayağımı sokuyordu. Yedi kere sabredip ayağımı oynatmadım. Sekizincide dayanamayıp ayağımı oynattım. Özür dilerim" dedi.

ÖNE ÇIKANLAR