Kaydet
a- | +A

Habîb-i Acemî hazretleri Fırat nehri kıyısında bir kulübe yapıp, orada kendini ibâdete vermiş ve bu sebeple evini ihmal etmişti birkaç gün.

Hanımı Ona;

"Ey Habîb, hiç erzakımız kalmadı" diye dert yanınca, hiç cevap vermeyip; "Ben çalışmaya gidiyorum" dedi ve çıktı.

Gideceği yer belliydi.

Kulübesine geldi.

Ve orada akşama kadar Rabbine ibâdetle meşgul oldu. Akşam olunca evine geldi.

Hanımı kendisine;

"Hani erzak?" dedi.

Hazret-i Habîb; "Hanım, öyle bir zâta hizmet ediyorum ki, çok cömert, pek kerîmdir. Bir şey istemeye utandım" dedi.

Ama hanımı üzgündü.

Onu teselli etmek için;

"Ama üzülme hanım. Öyle ümit ediyorum ki, O bizi aslâ mahrum bırakmaz" dedi.

Birkaç gün böyle geçti.

Bir akşam mahzun halde eve geliyordu. Ancak eve yaklaşınca, "nefis yemek kokuları" geldi burnuna.

Kapıyı çalmadan, zevcesi karşıladı.

Neş'eli görünüyordu: "Efendi, hizmet ettiğin o zât, gerçekten ne kerîm ve ne cömert bir zatmış" dedi.

Hazret-i Habîb sordu:

"Hayrola ne oldu ki?"

"Daha ne olsun. Öğle üzeri yüzleri nurlu birileri geldi. Herbiri erzak yüklü çuvalları sırtlanmışlar ki, "un"dan "et"e kadar herşey var.

Hazret-i Habib sordu:

"Bir şey dediler mi?"

"Demez olurlar mı. "Bunları, beyinin hizmet ettiği zât gönderdi. Habîb hizmetini arttırırsa, biz de onun ücretini arttırırız" diye haber göndermiş o zât. Hakîkaten çok kerîm, pek cömertmiş.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com