Kaydet
a- | +A

(Dünden devam)

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat edince, Eshab-ı kiramın (aleyhimürrıdvan) aklı başından gitti. Mescidde ağlaşmaya başladılar.

Şaşkın halde idiler.

Hiç inanamıyorlardı.

Hazret-i Ömer, Peygamberimiz'in mübarek vücud-u şeriflerinin huzuruna geldi, mübârek yüzünün örtüsünü yavaşça açtı, baktı ve; "Resulullah bayılmış, fakat baygınlığı çok ağır" dedi.

Sonra yüzünü örttü.

Edeble dışarı çıktı.

Ve eshab-ı kirama;

"Her kim, Resulullah öldü derse, kılıcımla boynunu vururum" dedi. Hazret-i Ebu Bekr ve Hazret-i Abbas bu konuda Eshab-ı kiramla konuştular.

Hazret-i Abbas:

"Ey insanlar! Ey Resulullahın Eshabı! Efendimizin, sağlığında; 'Ben vefat etmeyeceğim' dediğini duydunuz mu?" diye sordu.

Eshab-ı kiram da;

"Duymadık" dediler.

Hazret-i Abbas, Hazret-i Ömer'e dönerek "Ya Ömer, bu hususta senin bildiğin bir şey var mıdır?" deyince, Hazret-i Ömer "yoktur" dedi.

Hazret-i Abbas;

"Pekâlâ" dedi.

Ve ortaya çıkıp; "Hiç kimse, Peygamber Efendimiz'in ölmeyeceğini söyleyemez. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, Resulullah ölümü tatmış bulunuyor" dedi.

Kimsede çıt yoktu.

Hazret-i Abbas;

"Allahü teâlâ, Resulü için mealen; 'Muhakkak sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir. Hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye duruşacaksınız' buyurdu" dedi.

Onlara bunu hatırlattı. (Devamı yarın)

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com