Kaydet
a- | +A

Eshâb-ı kirâmdan Ebüdderdâ hazretlerinin "radıyallahü anh" babası Uhud Harbinde şehit olunca, anne-oğul maddî sıkıntıya düşmüşlerdi. Öyle ki, açlıktan taş bağlıyorlardı karınlarına. Günler zor geçiyordu onlar için.

Ve bir gün geldi.

Annesi seslendi:

"Ebüdderdâ!"

"Buyur anneciğim!"

"Oğlum, hemen Resûlullaha git. Bu hâlimizi Ona arz et. O, herkese bir şeyler veriyor. Bize de verir..."

Ebüdderdâ;

"Peki anne!" dedi.

Ve koştu mescide.

Efendimiz "aleyhisselâm" eshâbiyle sohbet ediyordu. Ebüdderdâ içeri girince, ona bakıp; "Müslüman bir sıkıntıya düştüğünde, bunu yalnız Rabbine arz eder, başkasından bir şey istemezse, Allahü teâlâ ona kâfîdir" buyurdular.

Ebüdderdâ bunu duydu.

Vazgeçti söylemekten.

Eve dönünce sordu annesi:

"Arz ettin mi oğlum?"

"Hayır anne."

"Neden yavrum?"

"Lüzum kalmadı."

Kadıncağız;

"Hiçbir şey anlamadım oğlum. Ne diyorsun, açık söyle?" deyince, Ebüdderdâ, Resûlullah Efendimizden işittiğini annesine nakledip; "İşte bunun için söyleyemedim" dedi.

Kadıncağız sevindi.

Memnûn oldu.

Oğluna dönüp;

"Aferin evlâdım. En doğrusunu yapmışsın. Mâdemki öyle buyurdular, baş göz üstüne, biz de sabrederiz" dedi.

Sabrettiler.

Kazandılar.

Zîra Ebüdderdâ, bu sabrı sâyesinde o yerin en zengini oldu.

> www.gonulsultanlari.com Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com