Sedai Akbaş isimli okuyucumuzun sorusu şöyle: Kardeşim vefat etti. Mirasçısı olarak ben ve başka bir kardeşim kalmıştık. Ancak, diğer kardeşim, bir çocuğunu ölen kardeşime evlatlık vermiş. Ölen kardeşim 6-7 yıldır bunamış halde idi. Bu evlatlığı iptal ettirebilir miyiz? Biz mirastan mahrum kalır mıyız?
Cevap: Evlat edinme ilişkisi Türk Medeni Kanunu''nun 253. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir kimsenin evlat edinebilmesi için, en az 35 yaşında olması, çocuğunun bulunmaması, evlatlık ile arasında en az 18 yaş farkının olması gerekir. Evlat edinilecek kişi küçük ise velisinin de rızası icap eder. Eşlerden birisinin evlat edinmesi veya evlatlık alabilmesi için eşinin de rızası gerekir. Evlat edinme işlemi, evlat edinmek isteyenin bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesine açılacak bir dava ile olacaktır.
Bir çocuk evlatlık edinilince, evlat edinenin aile ismini taşır ve onun mirasçısı olur. Evlatlığın kaldırılması ise, evlatlık mukavelesindeki şartlar ile veya iki tarafın rızası ile veya haklı sebeplerle evlatlık ve mirasından mahrum bırakılacak bir halin varlığında evlatlık edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından sona erdirilir.
Akitte muvazaa iddiası Akitte muvazaa iddiası burada işlemez. Çünkü, mahkemenin verdiği bir karar ile evlatlık münasebeti kurulmakta olup, kanunen de açık olarak mirasçılık ilişkisi düzenlenmiştir. Böyle olunca da mirastan mal kaçırmak gibi bir olgunun savunulur bir yönü bulunmamaktadır.
Süresi içinde olmak kaydı ile, iade-i muhakeme yoluna da gidilebilir. Bunun için, mirastan mal kaçırmak isteyen kişinin aklının veya iradesinin yerinde olmadığı ve vasi tayinine ihtiyacı olduğu gerçeğinin ispatlanması esastır. Bu anlamda olayı irdelediğimizde ise, evlatlık kararının verildiği tarihte dava ehliyeti olmayan murisin açmış bulunduğu davanın sıhhat yönünden sakat olduğu açıktır. Böyle olunca da, kararın ortadan kaldırılması için açılacak bir dava ile hatalı durumun düzeltilmesi mümkündür.
Malın sahibi kim? Kimilerine göre, "mal canın yongasıdır." Kimilerine göre, bütün kavgaların sebebi maldır. Kimileri "malım malım dediğin nedir" özdeyişini haklı olarak dile getirir. Vakıa şu ki, malı kullananın kimliği mühimdir. Bu kimlik, doğruluk ile, kanunlara saygı ile ve insanlara saygı ile bezenmiş ise, o kişide mal kavga aracı değil, iyilik aracı olur. Evlatlık edinmek isteyen kimse, vasiyetnameden bilinçli olarak kaçınmış da olabilir. Zira, böylece mahfuz hissenin tenkisi gibi bir müracaat yolunu kapatmak istemiştir.
Kişi, mal benim değil mi, istediğim gibi kullanabilirim de diyebilir. Tabiidir ki, bunu kullanırken, kanuna uygunluk, genel sağlığa ve kamu düzenine uygunluk sınırları içinde kalmak icap ettiği de bir başka zorunluluktur. Bunun için, kanunen evlatlık ilişkisinin iptali yönünde bir kısım yollara müracaatınız zor olmakla birlikte mümkün ise de, malın sahibinin iradesine saygı duymak da esastır. İrade ortadan kalkmış ise, başkalarının da bundan haksız olarak istifade etmek cihetine gitmemesi genel bir ahlak anlayışı ve hukuka uygunluk davranışının örneğidir.

