Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin seyri, özellikle krizler ve savaşlar döneminde daha da anlam kazanıyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in işaret ettiği “tarafsızlık” ve “ara buluculuk” ilkeleri üzerinden bakıldığında, Ankara’nın tutumunun tarihsel bir süreklilik taşıdığı görülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın inşa ettiği yeni siyaset dili, ortaya koyduğu ilkeler ve çözüm üretme kapasitesi, Türkiye’yi uluslararası sistemde üst lige taşıdı. Bunu özellikle Rusya ile ilişkilerde izlenen tutum ve benimsenen ilkeler üzerinden görmek mümkün.
Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan kırılmalar, Türkiye’nin çözüm üretme kapasitesini ve diplomatik kabiliyetlerini daha görünür hâle getirdi. Aslına bakarsanız dünya, “ara bulucu” kavramını söylemsel düzeyde sıkça kullanıyor; ancak işlevsel olarak içini doldurmakta zorlanıyor. Küresel sistem, çözüm üretmek yerine krizleri derinleştiren paylaşım mücadelelerine sürüklenmiş durumda.
Rusya konusunda ezberlerle yapılan analizlerin sağlıklı sonuç vermeyeceğini uzun zamandır yazıyorum. Nitekim yaşanan gelişmeler de bunu teyit etti. Batı’nın birçok değerlendirmesinin sahadaki karşılığı, bu kanaatin ne kadar isabetli olduğunu gösterdi.
Türkiye ise bu alanda dikkat çekici bir başarı ortaya koyuyor. Bir yandan tarafsız kalmayı, ilkelerinden vazgeçmeden uluslararası hukuka bağlı hareket etmeyi sürdürürken, diğer yandan da çıkışı imkânsız görülen krizlerde çözüm yolları gösterebiliyor. Ankara, sahip olduğu bu kabiliyetle küresel sistemin tıkandığı noktalarda yeni yollar açmaya çalışıyor.
Rusya da Türkiye’nin bu kapasitesinden memnun. Putin’in ara bulucu olarak Türkiye’yi tercih etmesi, Ankara’nın tarafsızlık ilkesine bağlılığı ve çözüm üretebilen diplomatik yeteneğiyle doğrudan bağlantılı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset yapma biçimi, yalnızca Türkiye için değil, uluslararası sistem açısından da önemli bir reçete sunuyor.
Bakan Hakan Fidan Moskova’da
Bugün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Moskova ziyaretini takip etmek üzere Rusya’dayız.
Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un davetlisi olarak Moskova’da bulunuyor. Program kapsamında Rusya Devlet Başkanı Putin ile baş başa görüşme başta olmak üzere üst düzey temasları yakından izleme fırsatı bulacağız.
Masada neler var?
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre görüşmelerde şu başlıklar öne çıkacak:
• Ticaret, enerji, güvenlik ve konsolosluk meseleleri başta olmak üzere ikili ilişkilerin ana gündem maddeleri ele alınacak.
• Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında kalıcı barışın sağlanmasına yönelik diplomatik çabalara olan bağlılığı vurgulanacak.
• Türkiye’nin, 2022 ve 2025 yıllarında olduğu gibi Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin yeni turuna ev sahipliği yapmaya hazır olduğu bir kez daha ifade edilecek.
• Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği mekanizması ile enerji altyapıları ve limanları kapsayan ateşkes önerisinin hâlen masada olduğu hatırlatılacak.
• Türkiye’nin ABD ile İran arasında kalıcı barışın tesisini desteklediği, Hürmüz Boğazı’nda savaş öncesi düzene dönülmesi ve seyrüsefer serbestisinin korunmasının önemine dikkat çekilecek.
• Suriye’de istikrarın, güvenliğin, kalkınmanın ve refahın sağlanabilmesi için uluslararası toplumun Şam yönetimine desteğini sürdürmesinin gerekliliği vurgulanacak.
• İsrail’in yayılmacı politikalarının bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit ettiği ifade edilirken, Gazze’deki ateşkes ihlallerinin sona erdirilmesi, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin durdurulması ve Lübnan’daki işgalin son bulmasının gerekliliğinin altı çizilecek.
• Türkiye’nin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecine verdiği destek teyit edilirken, Güney Kafkasya’da tesis edilecek kalıcı barışın hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın yararına olacağı değerlendirilecek.
İkili ilişkilerde öne çıkan başlıklar
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler, 2010 yılında kurulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi temelinde kurumsal bir zeminde ilerliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin, son olarak 2025 yılının aralık ayında Aşkabat’ta düzenlenen Uluslararası Barış ve Güven Forumu kapsamında bir araya gelmişti.
Ticaret, turizm ve enerji alanlarındaki iş birliği sürerken, Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi de 2010 yılında imzalanan hükûmetler arası anlaşma çerçevesinde ilerliyor. İlk reaktörün bu yıl içerisinde devreye alınması planlanıyor.
Bakan Hakan Fidan’ın Moskova ziyaretinde bütün bu başlıkların ayrıntılı şekilde ele alınması bekleniyor.
Siyasi tarih perspektifinden bakıldığında Türk-Rus ilişkilerinin en verimli dönemlerinden birinin yaşandığını söylemek mümkün. Elbette burada Ankara’nın denge politikalarının ve “kazan-kazan” anlayışının yanı sıra Rusya’nın kendi paradigmasını yeniden değerlendirmesinin, revizyonist yaklaşımının ve pragmatik tutumunun da etkisi bulunuyor.
Dünya yeni bir paradigmaya geçerken...
Dünya yeniden şekilleniyor. Ezberler bozuluyor, küresel sistem ciddi bir dönüşümden geçiyor.
Karşılıklı güvene, refaha ve kalkınmaya dayalı yeni ilişki modellerinin kurulması; uluslararası siyasetin çatışma yerine iş birliği ekseninde yeniden inşa edilmesi, gelecek açısından umut veriyor.
Ankara ile Moskova arasındaki hat da tam olarak bu ilkeler doğrultusunda şekilleniyor...

