Kaydet
a- | +A

Depremin neticeleri ile ilgili açılacak davaların ne zaman biteceği ise, kuşkusuz bir başka tartışma konusu. Hiç kimse davalar için fevkalade bir hal beklentisi içinde olmasın. Ülkemizde yargının içinde bulunduğu iş yoğunluğu ve kanuni düzenlemeler ortada. Hal böyle olunca, bir ayda oldu bitti kararların çıkması düşünülemez. Yargı adil olmak zorunda. Yargı, iki tarafı dinlemek zorunda. Yargı şahsi bilginin ötesinde dosya gerçekliğine göre karar vermek zorunda. Yargı, elindeki iş yükünü sıraya koymak ve buna göre kıt imkanlarla büyük küçük bütün davalara bakmak durumundadır. Yargı, halen bilgisayar ağına geçememiş olmanın verdiği büyük sıkıntı sebebiyle tezkere neticelerini bile aylarca beklemek zorundadır.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ Öncelikle herkesin hukukun üstünlüğünü kabullenmesi ve bu konuda hukuka saygı duyması ve bütün olumsuzluklara rağmen hukuka küsmemesi esastır. Çünkü, hukukun olmadığı hiçbir yer, yaşanılacak bir ortam değildir. Ancak, bazı gerçeklerin de bilinmesinde fayda vardır. Bugün ülkemizde mahkemeler teknik yönden çok zayıf durumdadır. Hakim sayısının azlığı ortadadır. Hakim başına düşen dosya sayısının fazlalığı da açıktır. Kanunların eskiliği ve yeni bin yıla uymaları gerektiği de açıktır. Bu şartlar altında adli teşkilatın işleyişinden şikayet etmenin doğru olmadığını düşünüyoruz.

ÇARE YENİLEŞME Değişen dünya yapısında hızla ticari yapı ve anlayışlar da değişmekte. Bu anlayışlara hitap eden kanuni düzenlemenin ve teknik alt yapı ile kadro yapısının oluşturulması gerçeği tartışmasızdır. Bunun için, başta Medeni Kanun olmak üzere Türk Ticaret Kanunu, Türk Ceza Kanunu, İcra İflas Kanunu ve diğer temel kanunlarda yenileşmeye gidilmelidir. Bu yenileşmede pratiğe yönelik çalışma tarzı benimsenmeli ve kişiye güven ve kişi hakkının korunması gibi kıymetlere daha fazla yer verilmelidir.

DEPREME GELİNCE Kıymetli okuyucularımız deprem ile ilgili açtıkları davaların hemen sonuç vereceğini zannediyorlar. Vakit uzayınca da, birkısım olumsuz düşünce içine giriyorlar. Karamsarlığa kapılmaya asla gerek yoktur. Bu davalar da bitecektir. Ancak biz, hükümetten deprem gibi afetler için özel hukuki düzenleme getirilmesini ve bunlara mahsus geçici mahkemeler kurulmasını ve salt işlerinin bu davalara bakmak olmasını ve buralarda karar sürecinin hızlandırılmasını ve böylece hukukun caydırıcılık gücünün halk bilincine yerleştirilmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.

Normal olarak şu andaki mevcut düzenlemelere göre bu tür davaların yaklaşık iki yıl civarında sürmesi mümkündür. Hatta kimi zaman Yargıtay aşamaları ve kararlardaki isabetsizlikler sebebiyle kararların bozulması ve yeniden temyiz safhaları nazara alındığında daha da uzun bir zaman alması mümkündür.

Dava sonucunda kazanılacak bedellere kanuni faiz uygulanacaktır. Bu faiz nisbeti halen yıllık %50''dir.

Davalıların mal varlığının bulunmaması halinde ise, ilamların elde kalması, infaz edilememesi mümkündür. Onun için tedbir kararı alınmasında ve bunun uygulanmasında fayda görmekteyiz. Buna rağmen, mal olmaması sebebiyle mağdurların bir kez daha mağdur olması da muhtemeldir.