Kaydet
a- | +A

17 Ağustos''ta Marmara Bölgesi''nde vuku bulan deprem, şüphesiz ki milletçe hepimizi derinden yaraladı. Ölenlere Allah''tan rahmet, yaralılara acil şifalar, milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.

Millet, mahiyeti itibarıyle genişletilmiş bir aile demektir. Bu cümleden hareket ederek, aile fertlerinden birinin ıstırabı, mensubu olduğu diğer bütün fertleri de etkiler. O halde depreme maruz kalan bölgedeki vatandaşlarımızın acısı hepimizindir. Bugün onların başına gelen felaket

bizlerin başına da gelebilir.

Bu bakımdan hepimize büyük görevler düşmektedir. Bu görev "ah... vah... tüh... çok üzüldüm"

demekle yapılmış olmaz. Art niyyetli üç-beş çıkarcı, çapulcunun olabileceği, kefen soyucuların türeyebileceğinden varsayımla yola çıkıp, muhtemel olumsuzlukların arkasına sığınarak acılı vatandaşlarımıza yardım eli uzatmaktan kaçamayız, kaçmamalıyız. Varlıklı olup da eli cebine gitmeyen beyler, lafa gelince mangalda kül bırakmayan hanımefendiler, hiç değilse lütfen susunuz. Bari gölge etmeyin...

Din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, dünyanın herbir yanından acılı vatandaşımın imdadına koşan milletlere ve insanlara

karşı milletçe müteşekkiriz. Emekli maaşını yardım olarak bağışlayan ninemin, ak sakallı dedemin ellerinden; cep harçlığını hibe eden öğrencinin, bisikletini satıp depremzedelere

gönderen minicik yavruların üzüntüden ıslanmış yanaklarından, gözlerinden öperim. Ülkemin her köşesinden ve her kesiminden yardım için yarışan insanları görüp de duygulanmamak ne mümkün! Onların hepsine en derin saygı, sevgi, selam ve şükranlarımı sunarım...

Acımız çok büyük. Giden canları geri getirmemiz imkansız. Ama yaralılara merhem, açıkta kalanlara yorgan, aşsıza aş, susuza su, evsize ev temin etmeliyiz. Bu yüce Türk milletinin özünde bulunan insanlık ve şefkat duygusuyla acılı vatandaşlarımın acısını en kısa zamanda yaralarını sararak unutturabileceğimize yürekten inanıyorum.

Bu derin acının, bu enkazın altından kısa zamanda çıkacağımızın inancıyla "yaramız ne kadar derinde de olsa ufkumuz, ümidimiz yücelerdedir" diyorum.

İsmail İnal-ÜRGÜP