Kaydet
a- | +A

Sayın yetkili, Bu yazıyı yazıp yazmamakta çok tereddüt ettim. Ama neden olmasın, herkes fikrini söyleyebiliyorsa ben de söyleyebilirim herhalde...

Beni bu yazıyı yazmaya teşvik eden olay, bir gazetemizin köşe yazarının yazısıdır. Gazetenin ismini veya yazarın ismini vermeyeceğim. Çünkü amacım onu eleştirmek, savunmak veya reklamını yapmak değil, sadece konu hakkındaki düşüncemi sunmak istedim. Köşe yazarı devlete ittaati anlatıyordu.

Eğer devlet,

Arabanı buraya park edemezsin derse, araba oraya park edilmemeli.

Trafikte şu hızla gidebilirsin, onu geçemezsin diyorsa, o hızla gidilmeli ve geçilmemeli.

Karşıdan karşıya geçerken ışıklardan, alt-üst geçitten geç diyorsa oradan geçilmeli.

Bu arsaya bina yapamazsın derse, oraya bina yapılmamalı.

Binayı yaparken şu malzemeleri şu miktarda kullanacaksın derse, o malzemeler o miktarda kullanılmalı.

Sen şu kadar vergi vereceksin derse, o kadar vergi ödenmeli.

Gece belli bir saatten sonra başkalarını rahatsız edecek şekilde gürültü yapma derse, buna uymalı.

Sen silah taşıyamazsın derse, silah taşınmamalı.

Kişiye veya malına zarar vermeyeceksin derse, vermemeli.

Adam öldürmemelisin derse, öldürmemeli.

Bir insana zorla birşey yaptıramazsın, herkesin hür iradesi var, herkes özgürdür derse bunlara uymalı.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama ilk anda bunlar aklıma geldi, zaten fazla uzatmaya da gerek yok.

Ancak bir devlet; sen şöyle düşünemezsin diyemez, düşünürüm; böyle giyinemezsin diyemez, giyinirim; bunu okuyamazsın diyemez, okurum; yazamazsın diyemez, yazarım; öğrenemezsin diyemez, öğrenirim...

İsmi mahfuz bir okuyucu- ANKARA