Kaydet
a- | +A

Çocuğum kenar mahalledeki bir okula gidiyor. Sınıflar bakımsız, okul dökülüyor, öğretmenler mutsuz... Bu şartlarda iyi bir eğitim verilebileceğine, istikbalimiz olan çocuklarımızın iyi yetişeceğine inananımız var mı?.. Peki, biz buna mahkum muyuz, başka çıkar yol yok mu, dünya bunu nasıl çözmüş? Veya devlet bütün bu okullara sahip olmak zorunda mı? Bunlar peyderpey vatandaşlara, iş adamlarına veya dernek, vakıflara devredilse, devlet de denetim görevini hakkıyla yapsa problem çözülür sanıyorum.

Gücü yeten veliler uygun bir ücret ödeyerek elini taşın altına soksun. Okul ile veli bütünleşir, veli sahiplenir pırıl pırıl eğitim yuvaları olur. Öğretmenin de geliri düzelince yüzü güler, çocuklarımızla daha çok ilgilenirler. Mutlu insanların bulunduğu güzel kurumlar olur. Para ödeyemeyecek durumda olanların ücretini de dernek, vakıf veya devlet karşılar.

Bu sayede devletimiz de büyük bir külfetten kurtulur. Zorlanan kurumları destekler, gerisi biz velilere... Hangi anne-baba çocuklarının istikbali için fedakarlıktan kaçar? Çok kısa bir süre içinde inanılamayacak değişikliklerin olduğu görülecektir. Peki bunlar neden yapılmıyor, benim bile aklıma gelen böyle çözüm önerileri, bu işi düzeltmekle mükellef büyüklerimizin aklına neden gelmez veya devlet herşeye sahip olunca mı güçlü oluyor? Bu işin beklemeye tahammülü kalmadı, benim gibi okula sık uğrayan bütün velilerin aynı düşüncede olduklarına eminim. Birileri öncülük etmeli, bu işi başlatmalı. Sevgili öğretmenlerimiz de engellemeye kalkışmasın, kimse işini kaybetmez, hatta uygun bir gelire kavuşur... Vatandaşı zengin olan devlet zengin; insanları mutlu olan ülke başarılı olur. Bu kurumlar hepimizin, el birliğiyle üstesinden gelelim. Çocuklarımızın dolayısıyla Türkiyemizin geleceği için daha fazla oyalanmaya hakkımız yok... Ana okulundan üniversiteye kadar... Taşlar kaldırılmalı, vatandaşın önü açılmalı. Denetim görevini yapacak olan devlet de zaman zaman imdadımıza yetişmeli. Bundan en çok biz veliler kazançlı çıkarız... Feridun Yaman- İZMİR