17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan asrın felaketi, bizi ve tüm Sakarya halkını derinden etkilemiş, unutulmayacak yaralar açmıştır. Sakarya, depremden sonra yapılan yardımlarla bir prefabrike şehre dönüştürülmüş, yeterli sayıda prefabrike konutlar yapılmış ve ortada olmayan bir şehir, büyükşehir olma hakkını almıştır. Prefabrike konutlara ne yazık ki hak sahibi olarak adlandırılan vatandaşlar yerleştirilmiştir. Hak sahibi tabirinden ben hiçbir şey anlamıyorum. Biz sokaktayız ve prefabrike konutlar boş. Yetkililere soruyorum, hak sahibi ne demek? Sakarya ve hatta tüm Marmara, 17 Ağustos depremini tüm sınırları ile yaşamış, bazı şehirler daha fazla zarar görmüştür. Ne yazık ki Sakarya o kadar çok yara almasına rağmen, ismi gereği gibi anılmamıştır. Ben ve benim gibi birçok Sakaryalı, 17 Ağustos depremini Sakarya''da yaşadı. Allah''a şükür ben de dahil olmak üzere kimimizin evleri yıkılmadı. Ama benim evim 4 katlı ve birinci katta oturuyorum. Sakarya''da bulunan tüm yapılar 7.4 şiddetinde sarsıldı ve depremler hâlâ devam ediyor. Sizler inanıyor musunuz geriye kalan bu binaların sağlam olduğuna? Yapılan araştırmalara göre; zemin itibarıyla Sakarya yerleşim için uygun değil, bu hep söylendi ve söyleniyor. Evim yıkılmadı, sakat kalmadım, ölmedim ve "az hasar" raporum olduğu için kalıcı konutlardan yararlanamıyorum. Eşim 17 Ağustos depreminden kısa bir süre sonra, 9 Eylül 1999''da askere gitti. Buradaki zorluklarla tek başıma mücadele mecburiyetinde kaldım. Yetkililere soruyorum: Ben hak sahibi miyim, değil miyim? Asker eşi bir depremzede-SAKARYA
Bu kadarı da olur mu? Biz K.T.Ü Farabi Hastanesi personeliyiz. Hastanede son iki aydır çalışanlara komik bir başörtüsü sıkıntısı yaşatılıyor. Bayan personel, iki sene önce, çalışırken başörtüsünü çıkardığı halde şimdi hastane bahçesine bile başörtülü girmek yasaklandı. Çalışanların soyunma odalarına kadar çıkıp, başörtülerini orada açmalarına bile izin verilmiyor. Yöneticilerimiz hastanenin personel fazlalığı olduğunu düşünüyorlar ki çalışanlarını, hakkında soruşturma açmakla tehdit ediyorlar. Zaten uyulan bir yasağı, birkaç metre daha uzatıp, sivil hayatta da baskı uygulamak yöneticilerimizin maharetinden olsa gerek. Bu komik uygulamanın bir an önce sona erdirilmesini ümit ediyoruz.
Hastane personeli-TRABZON

