Kaydet
a- | +A

ABD Başkanı Clinton, herkeste büyük sempati topladı. Bir süper gücün başkanı olmasına rağmen yapmacık olmayan hareketleri, içten davranışları, samimi ikazları... Konuştuğum herkes böyle söylüyor ve inandırıcı buluyor.

Bu, Clinton''ın halkla iletişim kurmayı çok iyi becerdiğini gösteriyor. Amerikalı veya Türk farketmiyor. Halk, "sizden biriyim" diyeni veya hareketleriyle bunu göstereni bağrına basıyor. Yapmacık, samimiyetten uzak olanları da farkediyor. Toplumun sağduyusu bu olsa gerek... Bu sıcak duyguları, davranışları yıllar önce rahmetli Özal''da görmüştük. O da halkın arasına giriyor, onlarla senli benli oluyor, çocuklarını alıp öpüyordu. Her davranışıyla onlardan biri olduğunu gösteriyordu. Bu da politik görüşe bakılmaksızın, çoğunlukça sevilmesine yolaçıyordu. Clinton''ın davranışlarını görünce gayri ihtiyari rahmetliyi hatırladım ve bir daha sevdim... Clinton''da da kibirden uzak bir kişilik gördüm. Kendinden emin, vakur, komplekssiz, mütebessim... Demek ki asık surat veya yapmacık gülücükler halk tarafından benimsenmiyor. Yapılan işin, hareketin de sahi veya yapmacık olduğunu çok iyi hissediyor insanlarımız. Sevgisini, sempatisini de bu belirliyor.

Clinton''ın ailece depremzede çadırlarına girip çaylarını, kahvelerini içmesi, onların duygularını paylaşması, çocuklarını kucağına alıp sevmesi, aralarına karışması, onlara gülümsemesi... En önemlisi "sizin yerinizde ailemle ben de olabilirdim" demesi... Hepsi asilce davranışlardı. Ve çoğu kişinin benim gibi, bunların sahici duygular olduğuna inandığını biliyorum... Bu duyguları tonton amcamız öleli beri unuttuk sayılır... Sahici olanı ve olmayanı halkımız çok iyi farkediyor, inanın... Ben bunları "halk adamlığı"na bağlıyorum. Bana göre Clinton halk adamıdır, tıpkı Özal gibi. Bu davranışları için kendilerini zorlamıyorlar, içlerinden öyle geliyor, onda da kendimizi görüyoruz. Neden "devlet adamı" tabiri yerine "halk adamı" demiyoruz ki... Halkını seven, onlar gibi düşünen, onların duygularını taşıyan, onlarla gülen, onlarla ağlayan, onlarla bütünleşen, güven veren, mutlu kılan insan... Halkı mutlu, güvenli, neşeli, güleç bir devlet fena mı olur...

Artık politikacılarımızın, yöneticilerimizin halk adamı olmasını istiyorum. Çünkü "devlet adamlığı"nı asık surat, halktan üstün, halktan ırak, kibir olarak algıladık. Bunu değiştirmenin başka çaresi yok. Hazır Clinton örneği zihinlerde tazeyken... Yüksel Yılmaz- ANKARA