İki Türkiye görünüyor. Biri, karanlık, ümitsiz; öbürü aydınlık. Birinde felaketler, ölümler kol geziyor. Trafik ve terör insanları bezdirmiş. Ekonomi enflasyon canavarına teslim olmuş, insanlar inim inim inliyor. Küçümsenmeyecek bir kesim akşam evine ekmek götüremeyeceği için kara kara düşünüyor. Gülmeyi, neşelenmeyi unutmuş, bir ümit ışığı da göremiyor...
İnsanlar adeta birbirine düşman olmuş. Birileri diğerlerini karalıyor, komplolar kuruyor. Cezaevlerinin bir kapısından girilip öbüründen çıkılıyor, sebebini, mantığını çoğumuz izah edemiyoruz. Her köşe başında bir çete beliriyor, bunların eli her yere uzanıyor, tehdit etmedikleri bir vatandaş kalmıyor. Çetelerin biri temizlenmeden bir başkası çıkıyor. Bir kesim zevk-ü sefada, su gibi para harcıyor. Bunu da insanların gözüne sokarcasına medyada teşhir ediyor. Hepimizle dalga geçiyor. Politikacılar, kurumlar güven vermiyor. Okula giden çocuklarımız bile rahat bırakılmıyor. Ceviz kabuğunu doldurmayan sebeplerle gençlerimiz tartaklanıyor, kovuluyor, düşman gibi gösteriliyor. Bu birinci Türkiye''ye bakınca, çıldırmamak için gözlerini yummaktan, kulaklarını kapatmaktan başka çare kalmıyor. Ya ikinci Türkiye... Daha iki gün önce ABD Başkanı Clinton''ın belirttiği gibi parlayan bir yıldız olmaya aday, konumu, jeopolitik durumu sebebiyle gözardı edilemeyecek, çok önemli bir ülke... Yıllar önce rahmetli Turgut Özal da aynı şeyleri söylememiş miydi? İkibinli yıllar bizim olacaktı. Bunu inanarak söylüyordu. Rahmetli mühendisti. Hesaplı, kitaplı konuşurdu. Mutlaka bir bildiği vardı. Birbuçuk ay kaldı ikibinlere... Değişik kişilerin, farklı kesimlerin müjdelediği aydınlık günlere az bir zaman kaldı. Yoksa bu, sabahtan önceki karanlık mı... Gücümüzün tükenmeye yüz tuttuğu, ekonomik sıkıntıların, enflasyon canavarının gırtlağımızı sıktığı; istikrarsızlığın ve güven bunalımının bulunduğu bu güzel ülkemizde biraz daha sabır. Beklediğimiz, özlediğimiz aydınlık Türkiye çok yakın. Terörün olmadığı, çetelerin tükendiği, insanların kamplara bölünmediği, birbirlerini karalamadığı, gençlerimizin ilim yuvalarına gülerek neşeyle ve güvenle gittiği, kimsenin sefaletin pençesinde inlemediği, bütün kurumlarına güven duyulduğu; barışık, mutlu, gülen insanların bulunduğu güçlü Türkiye... Ben bu günlerin yakın olduğuna inanıyorum. Mevcut sıkıntı ve karışıklıkları da bunun önündeki son engeller olarak görüyorum. Ama güneşin doğuşu yakındır, siz de inanın... Abdülkadir Alptekin-İSTANBUL

