Hergün Türkiye''nin iç borcunu, dış borcunu, borç faizlerini, bütçe açığını, borçlanma ihtiyacını yetkililerden dinledikçe, gazetelerde okuyunca içim kararıyor. Herkes problemin büyüklüğünü dile getiriyor ama çareden bahsetmiyor. Türkiye bu kadar mı çaresiz, tek çıkar yol dış borç mu? Bu belirsiz ve ümitsiz ortamda biz esnafın çarkı duruyor. Yüksek faizler, piyasadaki durgunluk, belirsizlik, yüksek maliyetlere bir de moral bozukluğu eklenince batma noktasına geliyoruz, hatta geldik bile... Halbuki bu ülke böyle çaresiz olmamalı, mutlaka bir çözüm yolu olmalı...
Düşündükçe benim bile aklıma çok basit ve kısa dönemli çözüm yolları geliyor. Neden özelleştirme hızlandırılmıyor, kim hangi güç bunu engelliyor? Bu sebepler Türkiye''mizin bekasından daha mı önemli?
TELEKOM, birkaç banka, birkaç kuruluşun bedelinin iç borçlarımızı silebileceğini bu işle biraz ilgili olan herkes bilir. İç borcun silinmesi demek, faiz yükünden bütçeyi kurtarmak demektir. Bu da enflasyonu düşürür, kredi maliyetlerini azaltır. Esnaf, iş dünyası, piyasa rahat nefes alır. Moraller düzelir, kazançlar artar, vergi gelirleri çoğalır. Devletin çalışanına verebileceği imkanlar artar, iç barış sağlanır... Görüldüğü gibi özelleştirmenin hızlanması devletin bekasıyla ilgili. Peki kim engelliyor, kim yavaşlatıyor, kim istemiyor? Bana yasal zorluklardan kimse bahsetmesin. Bu meclisin birkaç gün içinde anayasa değişikliğini yaptığına, istediği kanunları çıkardığına şahit olduk hepimiz. İsterse bu engelleri de aşabileceğine hepimiz inanıyoruz, hem de birkaç gün içinde... Herkes samimi olmalı, böyle hayati bir işi engelleyenler varsa teşhir edilmeli, yoksa yetkililer sorumluğunun bilincine vararak işe koyulmalı. Hiçbirimizin dayanacak takati kalmadı. Getirilecek ek vergiler ayakta kalanlarımızı da bitirir. Artık yanlış tedaviyi bırakıp işin doğrusunu yapmalı. Hastayı kaybetmek üzereyiz çünkü...
Devletimizin bekasından daha önemli gerekçeleri olanlar varsa, onlar da açıklasın. Kimse bizleri kandırmaya kalkışmasın...
_* Mehmet Şahin-İZMİR

