Yabancı paralara düşkünlüğümüzü görünce kahroluyorum. Ekmek kuyruğuna girer gibi, köşe başında, bankada, döviz bürolarında uzun kuyruklar oluşturuyoruz. Elimize geçen üç kuruşu hemen yabancı paralara yatırıyoruz. Sanki birer mücevher gibi kıymet veriyoruz.
Bu hastalık her yörede ve hepimize sirayet etmiş. Nedir bu düşkünlük, yabancı paralara bu hayranlık neden?... Hiç mi onurumuz kırılmıyor, neden üzülmüyoruz? Milletlerin milli paraları bu şekilde düşürülür mü, paramızın böyle pul olmasına neden müdahale edilmiyor? En çok ağırıma giden de resmi rakamların Türk Lirası ile değil de yabancı para birimleriyle ifade edilmesi. Bunu da devletin zirvesinde olan kelli felli kişiler yapıyor. Bize milli paraların egemenliğin simgesi olduğu söylenmişti. Bu kompleksimizle milli egemenliğimize halel getirmiyor muyuz? Bu gidişle dilimizin yerini onların lisanı, adetlerimizin yerini onlarınki alır diye korkuyorum. Kimsenin parasına, veya başka özelliklerine düşmanlığım yok, ama bizim değerlerin böyle yerlerde sürünmesi, hakir görülmesi bana çok ağır geliyor. Buna dur diyecek bir kişi veya bir topluluğu görmeden gidersem gözlerim açık kalır...
Huriye Öner- DENİZLİ
Üniversiteli gençler affedilemez mi? Yıllarca okullarda emek vermiş, üniversiteye girmiş, belli bir sınıfa kadar gelmiş; sonra da bir hatası veya bir problemi yüzünden okulla ilişiği kesilmiş çocuklarımıza el uzatılamaz mı? Bunları topluma faydalı birer fert haline getirmek için bir fırsat daha vermenin ne zararı var? Her türlü suçu işleyenlerin affı konuşulurken, bu gençlerimiz de af kapsamına alınamaz mı? Bunların bu şekilde kazanılacağına, topluma daha faydalı birer birey yapılacağına inanıyoruz. Bir genç kolay yetişmez. Onların mutsuzluğu, başarısızlığı biz anne-babaları çileye garkeder. Yapılmış hataları varsa bunu affetmenin büyüklüğünü büyüklerimizden bekliyoruz. Üniversiteli yavrularımız da af kapsamına alınsın... İsimlerinin yazılmasını istemeyen bir grup anne-baba

