Şubat krizinden bugüne kadar 930.000 kişi işini kaybetti. Bu sayıya sigortasız olduğu için kayıtlara girmeyenlerle küçük işyeri sahiplerini de eklerseniz milyonu çok geçer. Buna karşılık aynı süre içinde kamu çalışanlarından hiçbiri işini kaybetmedi. "Sabredin bugünler de geçecek" diyen Ankara''nın da keyfinden, şatafatından, ihtişamından biraz feragat edip milyonlarca insanın duygularını paylaşması gerekmez mi? 550 kişilik meclisin 5000 kişilik kadrosu var. Her milletvekiline ortalama üç kişi hesabıyla bu sayı nihayetinde 1650 olur. Geri kalan 3300 kişinin ne iş yaptığını size bize bir anlatan çıktı mı? IMF, kamudaki çalışan sayısının 150.000 eksiltilmesini istemiş. Ankara bunu seslendirmeyi bile ayıp sayıyor. Acaba 150.000 kişiden mi yoksa milletten mi utanıyor? Veya 930.000 kişiyi dert etmiyor da kamu çalışanları gündeme gelince niye kıvranıyor? Bizde kamu çalışanının iş aktini feshetmek diye bir kavram yoktur.
Giren ya emekli olacak, ya ölecek. İhtiyaç varmış-yokmuş, verimliymiş-değilmiş gibi dertler özel sektör için geçerli. TRT''yi bir özel kuruluşa devretseniz 12.000 olan çalışan sayısı 600''e düşer. 600 kişilik işi 12.000 kişi ile yapmak Ankara''nın havasını koklayanlardan başkasının yapabileceği bir iş değil. 2001 kriz yılıymış. Krizde ne yapılır? Lojman alınır. Ankara da öyle yapmış, 7200 lojman, 300 de sosyal tesis satın almış. Lojman sayısı 300.000, sosyal tesis sayısı 2900 olmuş. 2900 tane sosyal tesisin ne işe yaradığını bürokrat bir tanıdığınızdan öğrenebilirsiniz. Mehmet Altan dün, Almanya''nın 12.000 resmi aracı olduğunu söyledi. Bu sayı bizde 90.000. Bunları bugüne kadar satmayı beceremedik. Bari bir de hediye etmeyi deneyelim. Bir işe yaramasa da Halk Ekmek Büfeleri''nin önünde gece yarısı kuyruğa girenlerin yüreğine su serpilmiş olur.
HER OKULA YÜZ MİLYAR TL
2002 bütçesinde milli eğitime ayrılan pay yaklaşık 7.5 katrilyon lira. Türkiye''de 75.000 okul var. Bu sayıya küçük bir köy okulu da, 3000 öğrencisi olan büyük bir okul da dahil. Bu parayı 75.000 okula böldüğünüz zaman okul başına yüz milyar lira, Öğrenci başına böldüğünüz zaman ise her öğrencinin payına 500 milyon lira düşer. Kasabanızdaki okula bir de bu gözle bakın. Öğretmen maaşları dahil bu kadar para düşüyor mu? Veya kağıt üzerinde giren para payınıza düşenin yarısı kadar oluyor mu? Ankara bir türlü beceremediği bu işi inatla sürdürmek yerine okullarını öğretmenlere, okul yöneticilerine, vakıflara, belediyelere devredip öğrenci başına işletmeciye 500 milyon lira teşvik verse bu parayla bugünkü standartların çok üstünde hizmet satın alınabilir. Kaldı ki mecburi eğitimden sonrasını ücretsiz verme iddiası işe yarayacak öğrencinin istikbalini de karartıyor. Bir işi dejenere etmek istiyorsanız onu kitlelelere yaymak güzel bir yoldur. On tane nişancı yerine onbin tane karavanacı yetiştirmiş olursunuz.

